YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1334
KARAR NO : 2013/1302
KARAR TARİHİ : 22.01.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2006/538-2010/963 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/01/2013 günü hazır bulunan davacı … ile vekili Av. … ve davalı … ile vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı …’nin hissesinin %80’ine tekabül eden hissedarı olduğunu, beyninde oluşan tümör nedeniyle sağlık durumunun bozulduğunu, şirketi yönetme ve sağlıklı düşünme yeteneğini büyük ölçüde kaybettiğiden davalının şirketi yönetmesini kabul ettiğini, duyduğu güven nedeniyle getirdiği bütün belgeleri imzaladığını, davalının bundan yararlanarak şirketin sermayesinin %15 ine tekabül eden 6.000 TL nominal değerdeki payını kendi adına tescilini yaptırdığını, hisse devrinin yapıldığı dönemde müvekkilinin sağlıklı düşünme yeteneği olmadığı için yapılan işlemin batıl olduğu ileri sürerek, davalı adına yapılan hisse devrinin iptaline, müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sağlıklı düşünemediği iddiasının doğru olmadığını, sonradan şirketin sermaye artırımı yapması sonucunda 05/02/2004 tarihinde 6.000 TL’lik hisse satın aldığını, evli olan tarafların boşandığını, kaldı ki davanın BK’nun 31.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının dava dışı …’ndeki 32.000 TL’lik payının 6.000 TL’lik kısmını davalıya devretmesini konu edinen … Noterliği’nin 05.02.2004 tarihli devir işleminin temyiz gücünün bulunmaması nedeniyle kesin hükümsüz olduğu, buna bağlı olarak davalının söz konusu payları edinmesine yol açan 05.02.2004 tarihli ve 26 nolu ortaklar kurulu kararının da kesin hükümsüz olduğu, bu durum çerçevesinde davalı nezdinde bulunan devir konusu payın davacı adına dava dışı şirketin pay defterine kaydedilmesi açısından gereken koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hisse devrinin iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacının anılan tarihte iddia edildiği gibi temyiz kudretine haiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (2006/45 esas) 04.06.2004 tarihli hisse devir sözleşmesinin iptali istemi ile ilgili olarak … Kurumu’ndan alınan 26.05.2010 tarihli rapor benimsenip hükme esas alınmak suretiyle yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, işbu davanın konusu 05.02.2004 tarihli hisse devri sözleşmesi olup, uzunca bir süre sonucu beklenen … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ve henüz kesinleşen bir karar bulunmadığı gibi mahkemece hükme esas alınan anılan … Kurumu raporunun sonuç kısmında bu davanın konusu ile ilgili olarak davacının temyiz kudretine haiz olup olmadığı hususuda değerlendirilmemiştir.Bu bağlamda, mahkemece, kabulün aksine anılan … Kurumu raporunun işbu davaya dayanak yapılması ilke olarak olanaklı değildir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2006/45 esas sayılı dosyasının akibeti de araştırılmak suretiyle dava konusu işlemle ilgili davacının 05.02.2010 tarihi itibariyle temyiz kudretine sahip olup olmadığına ilişkin hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli yeni bir rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.