Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2013/7355 E. 2013/9123 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7355
KARAR NO : 2013/9123
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, eşi olan davalı tarafından müşterek evden kovulduğunu ileri sürerek; müvekkili için aylık 550 TL, müşterek çocuk …. için aylık 650 TL olmak üzere aylık toplam 1.200 TL yardım nafakası takdir edilmesini, ayrıca müşterek evde kalan ziynet eşyaları ile kişisel eşyaların tedbiren müvekkiline teslimini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından davacı aleyhine … 12.Aile Mahkemesinde 2012/652 Esas sayılı boşanma davası açıldığını belirterek, davaların birleştirilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; boşanma davası ile bu davanın taraflarının aynı olduğu, iş bu dosyanın dava konusunun asıl dosya olan boşanma davasının ferisi niteliğinde bulunduğu, farklı kararların çıkmaması için dosyaların birleştirilmesi gerektiğinden bahisle, davanın taraflar arasındaki boşanma davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK. nun 166/2. maddesine göre; “Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.”.
Somut olayda, işbu nafaka davası 19.07.2012 tarihinde … 3.Aile mahkemesinde, boşanma davası ise 28.08.2012 tarihinde … 12.Aile Mahkemesinde açılmış olduğuna göre; birleştirme talebi ikinci davada değil, ilk açılan davada istenilmiştir.
Bundan ayrı, ayrı yerlerde açılan davaların; evlilik birliğinin korunması hükümlerine dayalı olarak TMK. nun 197. maddesine göre açılan tedbir nafakası davası ile boşanma hükümlerine dayalı olarak TMK.nun 166.maddesine göre açılan boşanma davasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında boşanma davası olsun yahut olmasın eşler evlilik birliğinin ayrı dava ile korunmasını isteyebilir (TMK. md.201). Diğer bir anlatımla, tedbir isteğinin boşanma davasında istenilmesini zorunlu kılan bir hüküm yasada yer almamaktadır. Kaldı ki tedbir nafakası davası ve boşanma davası aynı sebepten doğmadığı için biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, usulüne uygun birleştirme talebi bulunmadığından; talebin reddi ile davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davaların birleştirilmesine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı tarafa iadesine, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.