Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2014/4441 E. 2014/5444 K. 26.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4441
KARAR NO : 2014/5444
KARAR TARİHİ : 26.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi (Kapatılan Kadıköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi)
SUÇLAR : Yağma, Yağmaya kalkışma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2014 günlü kenar yazısı ile Dairemize gönderilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Yasal süresinde ileri sürülmediği ve hükmedilen cezanın süresine göre de duruşmalı incelenmesi olanaklı bulunmadığı için sanık … savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 421.maddeleri gereğince REDDİNE,

I-Sanık hakkında katılan …’e yönelik yağma ve yakınan …’e yönelik 09.03.2007 tarihinden bir ay kadar önce gerçekleşen yağmaya kalkışma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından,söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına” cümlesi yazılmak suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

II-Sanık hakkında yakınan …’e yönelik 2007 Şubat ayında gerçekleştirilen yağma, yakınan …’e yönelik 09.03.2007 tarihinden yaklaşık bir yıl kadar önce gerçekleştirilen yağma ve aynı yakınana yönelik 26.02.2007 tarihinde gerçekleştirilen yağma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;

Yağma suçlarında yakınanın anlatımları sübut bakımından çok önemli olmakla birlikte, özellikle başkaca maddi kanıt bulunmayan durumlarda, yakınanın anlatımlarındaki samimiyet ve içtenliğin hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenle olay öncesi ve sonrasındaki gelişmeler, sanık ile yakınan arasındaki ilişkiler, yakınanın sanığa iftira atması için bir neden bulunup bulunmadığı gerektiğinde araştırılmalı, anlatımların normal hayat tecrübelerine uygun olup olmadığı da dikkate alınarak yakınanların mevcut suç teşkil eden eylemler ile ilgili iddia ve anlatımlarının inandırıcılığı saptanmalıdır.

Hal böyle olunca;

Sanık …’ın yakalanmasına ilişkin tutanaklar, sanık savunmanının yargılama sırasında dilekçelerine ekledikleri onaysız fotokopiden oluşan, başka soruşturmalara konu olmuş müştekilere ilişkin anlatımlar ve yargılama tutanakları ile yakınanların yargılamanın sonlarına doğru, bu olgularla örtüşecek biçimde iddiasından döndükleri,

Sanık … hakkında çoğu yağma suçlaması olmak üzere 34 tane soruşturma yapıldığı, bu olayların tanıkları da dahil olmak üzere yakınanları ve sanık …’da dahil diğer sanıkların hepsinin sağır ve dilsiz biçiminde özürlü oldukları, … ilinde semt/ilçe bazında sadece sağır ve dilsiz özürlülere yönelik olarak kurulmuş çeşitli derneklere devam ettikleri, kendilerine özgü okullardan birbirlerini tanıdıkları ya da dernekler vasıtasıyla tanıştıkları, hem internet hem de cep telefonunun mesaj özelliğini kullanarak iletişim kurdukları,

Sanık … ile başka dosyalarda müşteki konumunda olan … ve …’in 2003, 2004 ve 2006 yıllarında aralarında çıkan kavgalar sırasında ateşli silah ya da bıçaklarla bir birlerini yaraladıkları, bu olaylara başka kişilerinde dahil olması sonucu gruplaşmaların başladığı ve soruşturma konusu yapıldığı, taraflar arasında bu şekilde husumet oluştuğu;

Sanık …’ın yakalanmasından önce …’ın, ortak tanıdıkları olan …, … ve …’e, sanık …’a mesaj çektirerek buluşmalarını istediği, bu arada diğer arkadaşlarını da organize ederek buluşmanın yapılacağı yere çağırdığı, bayanlardan mesaj alan sanık …’ın istenilen yere geldiği ve bayanlarla birlikte oturduğu sırada, … ile topladığı arkadaşlarının sanık …’ı yakalamak istedikleri, sanık …’ın kaçarak … binasına sığındığı ve gelen kolluk güçleri tarafından yakalanarak, kendisini takip eden kolluk tutanağına göre 40 -50 kişilik grubun karakola götürülerek sanık … hakkında soruşturma başlatıldığı, sanık … hakkında yakalandığı 9.3.2007 günü toplam 20 tane, sonrasındaki iki günde de 7 tane yağma ve cinsel saldırı suçlaması yapıldığı, aynı sanık hakkında daha öncesinden 7 tane benzer biçimde suçlamaların olduğu,suçlamayı yapan kişilerin bir kısmının daha kolluğa ilk müracaatları sırasında, bir kısmının da sonradan kendilerini … ile …’in yönlendirip, mesaj atmak suretiyle çağırıp sanıklar aleyhine şikayette bulunmaları için ikna ettiklerini belirtmiş olmaları karşısında;

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip, sanığın yakalanma ve yakınanların kolluğa başvuru biçimi ile sanık savunmanının ileri sürdükleri diğer dava dosyalarında yer alan anlatımlara ilişkin tutanakların onaylı suretleri getirtilerek,

Yakınan …’ten şikayet tarihi olan 10.03.2007 tarihinden yaklaşık bir yıl kadar önce zorla alındığı iddia edilen Nokia 3310 model cep telefonu ile sanığın yakalanması sırasında üzerinde ele geçirilen ve yakınanın kendisine ait olduğunu iddia ettiği ancak … Derneği tarafından 15.01.2007 tarihli yönetim kurulu kararı ile sanığa bonservis ücreti olarak verildiği yönünde karar alınan N70 model IMEİ no’su belirtilen telefonunun sahipliği her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilip,olay tarihlerinden sonra yapılan görüşme kayıtları getirtilerek yakınan Uğur’dan yağmalandığı iddia edilen telefonların akıbeti araştırılmadan,

06.11.2007 tarihli oturumda hazırlık soruşturmasından ayrıksı olarak şikayet tarihinden bir yıl kadar önce gerçekleştirilen yağma suçunun sanık … tarafından değil, …’ın arkadaşı olan … ismindeki kişi tarafından gerçekleştirildiğini beyanı dikkate alınıp, … adlı kişinin gerçek kimlik bilgileri saptanmadan, gereğinde bu konuda andlı beyanı alınması gerektiği düşünülmeden,

Yakınan …’in hazırlık anlatımından tamamen ayrıksı yönde beyanlarda bulunarak, 2007 Şubat ayında meydana gelen yağma suçunun sanığı olarak gösterdiği sanık …’ı …’ın telkinleri doğrultusunda ismini söylediği,cep telefonu ve 15 TL parasının sanık … tarafından zorla alınmadığını belirtmesi karşısında, suça konu telefon ile ilgili bilgiler saptanmadan, olay sonrası akıbeti belirlenmeden ve yakınanların beyanları arasındaki açık çelişkiler duraksamaya yer bırakmayacak biçimde giderilmeden ve incelemeler teknik araştırma yeterince yapılmadan eksik araştırma ile yetinilip, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle anılan bu suçlar ile ilgili yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Sanığın, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanık hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 26.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.