YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/13704
KARAR NO : 2014/22480
KARAR TARİHİ : 17.12.2014
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.10.2014 gün ve 2014/340400 sayılı yazısı ile;
Sanık …’ın, “yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 149/1-a-c-h, 62, 53; 109/2, 109/3, a-b, 62, 53. maddeleri gereğince 9 yıl 2 ay ve 5 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin DİNAR Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2013 gün, 2012/71 Esas, 2013/3 sayılı kararına karşı temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.02.2014 gün, 2013/14737 Esas, 2014/1628 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
İtirazımızın konusu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/94140 sayılı tebliğnamesinin sanık savunmanına usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, tebliğnamenin vekile mi yoksa müdafiye tebliğ edilmesi gerektiği hususlarına ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanık … hakkında yağma ve kişi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından yapılan yargılamada, Baro tarafından Avukat …’ın müdafi olarak atandığı, sanığın savunmasının alınması sırasında hazır bulunarak sanığa hukuki yardımda bulunduğu, hükmü de müdafi Avukat …’ın 17.01.2013 günlü süre tutum ve 14.02.2013 günlü gerekçeli temyiz dilekçeleri ile temyiz ettiği anlaşılmıştır.
Bu arada Dinar Noterliğince düzenlenen 5.2.2013 günlü vekalete dayanarak Avukat … de sanıktan aldığı vekaletname ile hükmü 25.02.2013 günlü dilekçesi ile temyiz etmiş; temyiz dilekçesinde ayrıca duruşma isteminde bulunmuştur.
Temyiz incelemesi için Özel Daireye dosyanın gönderilmesinden sonra Özel Daire, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 297/3. maddesi gereğince tebliğnamenin tebliği işlemlerini gerçekleştirmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi sanığa, Baro tarafından atanan müdafi Avukat …’a Tebligat Yasasının 35. maddesi gereğince 30.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra temyiz incelemesi yapılarak sanığın vekaletnameli Avukatı …’in uygun olmayan ve süresinden sonra yapılan duruşmalı inceleme istemi reddedilerek hüküm onanmıştır.
Dosyanın mahkemesine gönderilmesinden sonra karar düzeltme (itiraz) isteminde bulunan Avukat … 23.09.2014 günlü dilekçesinde diğer nedenlerle birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinin kendilerine tebliğ edilmediği itirazında bulunmuştur.
5271 sayılı CMK.nın 156/son maddesinde “şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer” biçiminde bir düzenleme yer almaktadır.
Sanık …, müdafinin hükmü temyiz etmesinden sonra Avukat …’e vekaletname vermiş, bu aşamadan sonra müdafinin görevi de son bulmuştur. Tebliğnamenin de sanığın müdafine değil vekaletnameli Avukatına tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki müdafiye Tebligat Yasasının 35. maddesi gereğince yapılan tebliğ işlemi de yöntemine göre yapılmadığından geçerli değildir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinin sanık veya avukatına tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin düzenleme adil yargılanma ve savunma hakkı ile ilgili olup buyurucu niteliktedir ve uyulması zorunlu olan bir düzenlemedir.
Böylece tebliğname sanık savunmanına tebliğ edilmeden temyiz incelemesi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; 02.07.2012 tarih, 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik CMK’nın 308. maddesi uyarınca itirazın kabulü ile Yüksek Dairenizin 10.02.2014 gün, 2013/14737 esas, 2014/1628 sayılı kararı kaldırılarak tebliğnamenin hükmü temyiz eden sanık savunmanına tebliğ edilmesinden sonra temyiz incelemesinin yapılması, itirazımızın kabul edilmemesi halinde 5271 sayılı CMK’nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi uyarınca dosyanın Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi talep edilmiş olmakla,
Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü;
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
Bu bağlamda; sanık …’ın, zorunlu savunmanı Av. …’ın temyizi sonrasında, Avukat …’e vekaletname vermiş, adı geçen avukatın da kararı temyiz ettiği anlaşılmakla; bu aşamadan sonra zorunlu savunmanın görevi son bulduğundan, tebliğnamenin de vekaletname verdiği avukatına tebliğ edilmesi gerekmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19/04/2013 tarih, 2013/94140 sayılı tebliğnamesinin, 17/11/2014 tarihinde usul ve yasaya uygun tebliğ edilmekle yapılan incelemede;
2-Dairemizin 10.02.2014 gün ve 2013/14737 Esas, 2014/1628 Karar sayılı sanık … hakkındaki Onama ve Red kararının KALDIRILMASINA, ilamın diğer kısımlarının aynen korunmasına;
3- Sanık … hakkında “yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Yasal süresinde ileri sürülmediği ve hükmedilen cezaların süresine göre de; duruşmalı incelenmesi olanaklı bulunmadığı için sanık … savunmanının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 421. maddeleri gereğince REDDİNE,
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre, sanık … savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 17.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.