YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/8
KARAR NO : 2014/17502
KARAR TARİHİ : 17.10.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi(CMK 250 ile Yetkili)
SUÇLAR : Yağma, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, fuhuş için aracılık etmek
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık … savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık … savunmanının yasal süresinden sonra yapılan ve ceza miktarı itibariyle de yasal olanak bulunmayan duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK.nın 318.maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmesinden sonra; Üye …’un 6526 sayılı Kanunla Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/4.maddesinin son cümlesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve millletlerarası andlaşmalara aykırı olduğu, bu nedenle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması görüşü oyçokluğu ile reddedilerek yapılan incelemede;
I-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde:
5271 sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın temyizi olanaklı bulunmayıp, aynı maddenin 12.fıkrası
uyarınca itirazı olanaklı kararlardan olması, 264/1.maddesi uyarınca sanık savunmanı yönünden yasa yoluna başvuruda ve mercide yanılmanın haklarını ortadan kaldırmayacağının anlaşılması, itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemece bu konuda karar verilmiş olması karşısında; dosyanın incelenmeden İADESİNE,
II-Sanıklar … ve … hakkında yağma ve uyuşturucu ticareti; sanık … hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve fuhuşa aracılık yapmak; sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak ve fuhuşa aracılık yapmak suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Sanıklar … ve …’nun, yakınan …’a karşı yağma suçunu birden çok kişiyle, fuhuşa aracılık yapma suçunu işlemek için kurulmuş örgüte gelir elde etmek için işledikleri gözetilerek, haklarında TCK.nın 149.maddesinin birinci fıkrasının (c ve g) bentleri yerine, yazılı biçimde aynı yasanın 148/1.maddesiyle hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanıklar …, …, …, …, …, … ve … savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun olan hükmün, sanıklar …, …, …, …’in fuhuşa aracılık yapma suçu yönünden, Üye …’un muhalefetine karşın oy çokluğu ile kısmen tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA;
III-Sanık … hakkında, fuhuşa aracılık yapmak ve çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesine gelince:
Sanık …’ın, sanık …’ın isteği doğrultusunda ayarladığı kişilerle fuhuş yapmasının ötesinde diğer mağdurelerin fuhuşuna aracılık ettiğine; bu kapsamda dosya kapsamında yer alan ve sanık …’ın il dışına çıktığında onun yerine telefonlara cevap verip, fuhuş için bayan temin eden kişinin sanık … olduğuna ilişkin kanıtlar ile yine hükmün gerekçesinde (31.) olay olarak belirtilen ve sanık … tarafından fuhuş yapması için müşteriye gitmek üzere görevlendirilen sanık … yerine, mağdure …’yi gitmesi için görevlendiren kişinin sanık … olduğuna ilişkin kanıtların gösterilmemesi ve bu sebeplere bağlı olarak da anılan sanığın çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçunun yeniden değerlendirilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenine ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse tahliyesi için ilgili yer Cumhuriyet Savcılığına yazı yazılmasına, 17.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY:
Karşı oyum, öncelikle 6526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/4. maddesinde yer alan son cümlenin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğuna ilişkin olup; bu görüşün çoğunluk tarafından kabul edilmeyerek kararın esastan incelenmesine geçilmesinden sonra da, sanıklar …, …, … ve …’a suç örgütü üyesi olmak ve fuhuş için aracılık etmek suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarına yöneliktir.
I-6526 SAYILI KANUNUN 1. MADDESİ İLE 3713 SAYILI TERÖRLE MÜCADELE KANUNUNA EKLENEN GEÇİCİ 14/4. MADDESİNDE YER ALAN SON CÜMLENİN TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI VE AİHS’YE AYKIRI OLDUĞU:
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 105/6. maddesi ile yürürlükten kaldırılan; ancak, aynı Kanunun geçici 2/4. maddesi uyarınca, bu mahkemelerde açılmış olan davalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bakmakla görevlendirilen CMK’nın yürürlükten kaldırılan 250/1. maddesine göre görevli mahkemeler, 6 Mart 2014 tarihli, mükerrer 28933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesi ile 3713 sayılı Terörle
Mücadele Kanununa eklenen geçici 14/1. maddesi gereğince kaldırılmışsa da; anılan maddenin 4. fıkrasına, “Bu mahkemelerce verilip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında veya Yargıtayın dairelerinde bulunan dosyaların incelenmesine devam olunur.” hükmü konulmuştur. Sözü geçen bu hüküm, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Şöyle ki;
1-Özel yetkili mahkemeler, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Yargı Birliği”ni sağlamak amacıyla kaldırılmıştır. Bu husus, anılan Kanunun genel gerekçesi ile sözü geçen madde gerekçesinde belirtilmiş; tüm ağır ceza mahkemelerinin aynı usul kurallarına tâbi olması amaçlanarak, adil yargılanma hakkı için gerekli olan özel soruşturma ve kovuşturma usullerine son verilmesi amaçlanmıştır.
Ancak, 6526 sayılı Kanunla, Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen geçici 14. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinde özel-genel mahkeme ayrımı sürdürülmekle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10; “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36; “Kanuni hâkim güvencesi” başlıklı 37 ve “Suç ve Cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı bir düzenleme yapılmış ve yargı birliği ilkesi ihlal edilmiştir.
2-Mahkemeler, bütün işlemlerinde, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan “Kanun önünde eşitlik” ilkesine uygun hareket etmek zorundadır. 6526 sayılı Kanunla kanıt toplama yöntemleri değişmiş; yargılama hukuku, hukuka uygun ve güvenilir hâle getirilmiştir. Önceden, CMK’nın 250. maddesi kapsamında kalan soruşturma ve kovuşturmalarda, şüpheli ve sanıklar yönünden mevcut kısıtlayıcı hükümler kaldırılmakla, kişilerin hukuki güvenlik hakları ile yargılama eşitliği sağlanmıştır.
3-Keza bu cümle, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan, “Hak arama hürriyeti ile herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu”; 37. maddesindeki, “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı” ve 38. maddesinde yer alan, “Kanuna aykırı olan elde edilmiş bulguların, delil olarak kabul edilemeyeceği” hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.
4-Çağdaş anayasaların temel kurallarından birisi de kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği kuralıdır. Kanun koyucu, CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemeleri kaldırmakla, bu mahkemelerin, normal ağır ceza mahkemelerine göre daha güvencesiz olduğunu kabul etmiştir.
5-CMK’nın 250. maddesi ile görevli mahkemelerin kaldırılarak diğer ağır ceza mahkemelerine gönderilen davaların sanıklarıyla, kararları Yargıtay’da temyiz incelemesinde bulunan dosyaların sanıkları arasında fark yaratılması da Anayasa’nın 10. maddesinde yazılı eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmuştur.
6-Anayasa’nın 90/son maddesinde yer alan “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” kuralı gereği olarak da; yapılan düzenleme, AİHS’nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
Özetle, 5526 sayılı Kanunun 1. maddesi ile Terörle Mücadele Kanununa eklenen geçici 14. maddenin 4. fıkrasının son cümlesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na ve Ülkemizin kabul ettiği milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğundan, 152. madde uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması ve verilecek karar sonucuna kadar temyiz incelemesinin geri bırakılması görüşündeyim.
II- SANIKLAR …, …, … VE …’A YÖNELİK SUÇ ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLMAK VE FUHUŞ İÇİN ARACILIK ETMEK SUÇLARI İLE İLGİLİ OLARAK:
Akraba olan sanıklar …, …, … ve …, ticari taksi şoförü(esnafı) olarak … Caddesinde bulunan … Durağında, sahibi oldukları iki otomobilde dönerli çalışmaktadırlar. … baba, … ve … oğuldur. … ise, sanıklardan …’in kayınbiraderi, diğer sanıklar … ve …’in dayısıdır.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, üye olmak ve fuhuşa aracılık etmek suçlarının sanıkları …, … ve … ile fuhuş yapan bayanlar, sözü geçen taksi durağına yakın yerlerde oturmaktadır.
Fuhuş yapan bayanlar, yabancı uyruklu olup yeterli Türkçe bilmemektedir. Bu kişilerin güvendikleri kişilerle gidip gelmeleri doğaldır.
Sanıklar …, …, … ve …, çağırıldıklarında ücretini alarak fuhuş yapan kadınları istedikleri yerlere götürmekte ve istemleri hâlinde geri getirmektedirler. Adları geçen sanıkların,
fuhuş çetesine üye olmak ve fuhuşa aracılık etmek suçlarını işlediklerine dair aleyhlerinde mahkûmiyetlerine yeter nitelikte delil elde edilememiştir. Bu sanıklarla diğer sanıklar arasında hiyerarşik bir bağ olduğuna ve suç işlemek amacıyla bir araya geldiklerine dair yeterli delil yoktur. Keza fuhuşa aracılık ettiklerine ilişkin olarak da delil bulunmamaktadır. Taksici esnafı olan sanıkların ücreti (parası) karşılığı fuhuş yapan bayanları taşımaları mahkûmiyetlerini gerektirmez. Açıklanan nedenlerle; sanıklar …, …, … ve … hakkında, çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak ve fuhuşa aracılık yapmak suçlarından verilen mahkûmiyet kararlarının, delil yokluğundan bozulması görüşündeyim.