Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/17845 E. 2016/12350 K. 01.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17845
KARAR NO : 2016/12350
KARAR TARİHİ : 01.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davacı vekili, bir kısım davalılar vekili ile dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş, hükmün duruşmalı olarak incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 01.11.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden bir kısım davalılar vekili Av. …, davacı vekili Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı … vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14:00′ e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; elektrik çarpması sonucu yaralanan müvekkilinin, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/663 Esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi ve manevi tazminat davası açtığını, söz konusu davada alınan 27.07.2010 tarihli rapor ile müvekkilinin maluliyet oranı ile işgöremezlik tazminatı ve tedavi giderlerinin tespit edildiğini, ancak davada tedavi gideri olarak 2.000 TL ve sürekli iş göremezlik zararı olarak 117.899,79 TL’nin hüküm altına alındığını, ayrıca müvekkilinin ayaklarını da kullanamadığını, bu nedenle ayak protezleri ile ilgili hesaplamanında yapılması gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, ilave sağlık harcaması gideri 4.700 TL, her iki ele protez uygulaması için yapılması gereken operasyon ücreti 4.750 TL, el protez gideri 39.846 TL, sürekli iş göremezlik zararı 8.540,79 TL ve bakım gideri 335.219,41 TL olmak üzere toplam 391.056,20 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 27.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile ayak protezi gideri olan 13.368 TL nin tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, esas yönünden ise dava konusu olayın meydana gelmesinde müvekkili kurumun bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … cevap dilekçesinde; davada müvekkili belediyenin hizmet kusuruna dayanıldığını, bu nedenle davanın idare mahkemesinde tam yargı davası olarak açılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar … ve diğerleri vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, ayrıca aynı konuyla ilgili olarak … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan dava nedeniyle derdestlik halinin oluştuğunu, esas yönünden ise davacı tarafça önceki davada talep edilmeyen tazminat kalemlerinin ek dava yoluyla isteyemeyeceğini, davacının yaralanmasında bina maliki olan müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı … vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının devam edegelen tedavisinin olduğu, bu nedenle protez ve bakım giderine ilişkin davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davalı …’ın 27.04.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi ile davaya konu enerji hakil hattını davaya dahil edilen …’a devretmesi nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle; davalı … yönünden davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, davalı … yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine, dahili davalı … ile davalılar …, …, … ve … yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm; davacı vekili, davalılar … ve diğerleri vekili ile dahili davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1 – Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı taraf ile bina maliki olan davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı tarafın davalı …’a yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı, davalı şirkete ait enerji nakil hattından kaynaklı elektrik çarpması sonucunda yaralandığını belirterek, tedavi (bakım, protez ve sağlık) giderleri isteminde bulunmuştur.
Davalı …, yargılama safahatında davada husumetin yanlış yöneltildiğini, imzalanan 24.07.2006 tarihli “İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi” ile davaya konu enerji nakil hattının ve bu hattan kaynaklanan sorumluluğun …’a devredildiğini savunmuştur.
Davalı tarafından yapılan bu savunma doğrultusunda, işletme hakkı devir sözleşmesinin dosyaya kazandırılmasını müteakip, mahkemece, …’ın davalı sıfatı ile davaya dahil edilmesi için davacı tarafa süre verilmiştir. Davacı taraf, verilen karar gereği sunduğu dahili dava dilekçesi ile …’ı davaya dahil etmiştir.
Mahkemece, davalı … ile … arasında imzalanan işletme hakkı devir sözleşmesi nedeniyle davalı …’a dava konusu olay nedeniyle husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile … yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar, davaya dahil edilen … ile davalı … arasında sorumluluğa ilişkin düzenlemeler içeren bir sözleşme var ise de; davacı, bu sözleşme yönünden 3. kişi konumunda olup, sözleşme hükümleri davacı yönünden bağlayıcı değildir. Sözleşme, ancak iç ilişkide, diğer bir anlatımla sözleşmenin tarafları arasında uygulanabilir. Olayın gerçekleştiği 20.11.2000 tarihi itibari ile enerji nakil hattının sahibi davalı … olup, husumet ona yöneltilmiştir. Nitekim, davacı tarafından maddi (işgöremezlik) ve manevi tazminat istemiyle … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2001/663 (Bozma sonrası 2012/118) Esas sayılı davada da, husumet …’a yöneltilmiş ve yapılan yargılama sonucunda … aleyhine verilen hüküm derecaattan geçerek kesinleşmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı … yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
3- Dahili davalı …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, yukarıdaki bentte de açıklandığı üzere …’a yöneltilmiş, yapılan yargılama sonucunda davaya dahil edilen … hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Diğer bir söyleyişle; … hakkında da hüküm kurulmuştur.
Hukukumuzda dâhili dava şeklinde bir müessese bulunmamaktadır. Davanın başında taraf olarak gösterilmeyen kişilerin, taraf yanında sonradan davaya dâhil edilmesi, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı mevcut ise mümkündür. Dahili davalı … ile davalı … arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur.
Bundan ayrı, davalı … ile davaya dahil edilen … arasında zararlandırıcı olayın gerçekleşmesinden sonra işletme devir hakkı sözleşmesinin imzalandığı tartışmasız ise de; gerek olay tarihinde hattın sahibinin … olması, gerekse de aynı olay nedeniyle açılmış olan ilk tazminat davasında …’ın sorumlu tutulmuş olması gözetildiğinde, davada husumetin doğru tarafa yöneltilmiş olduğu açıktır. Bu bağlamda, kabul edilebilir bir yanılgı nedeniyle tarafta iradi değişikliğe izin veren HMK’nun 124. maddesinin de, olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, bozma kararının 2. bendi de gözetilerek, dahili davalı … hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4- Bina maliki olan davalılar … ve diğerlerinin bakım ve ayak protezine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bakım ve yardımına gereksinim duyulacak biçimde yaralanma olaylarında, maddi zarar kapsamında bulunan bakıcı ücreti belirlenirken; başkasının bakması durumunda yaralananın her halde gelirinden bakım için bir tutar pay ayırması gerekeceği olgusu göz önünde tutulmalı ve belirlenen bakıcı giderine ilişkin tazminat tutarından, TBK’nun 51 ve 53. (818 sayılı BK’nun 43 ve 44.) maddeleri gereğince indirim yapılmalıdır.
Bundan ayrı, tedavi giderlerinden olan bakım giderine, yapıldığı veya bilirkişi raporu ile belirlendiği tarihten itibaren faiz yürütülmelidir.
Davaya konu bakım gideri, davacı tarafından açılan ilk davada alınan 27.07.2010 tarihli bilirkişi raporu ile (talep olmamasına rağmen) belirlenmiş ise de, ilk defa iş bu dava ile talep edilmiştir. Buna göre, mahkemece; bakım giderinden TBK’nun 51 ve 53. maddeleri uyarınca indirim yapılmamış olması, ayrıca bakım giderinin dava tarihi yerine olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK’nun 179/5 maddesi uyarınca, dava dilekçesinde talep sonucu açıkça gösterilmelidir. Ayrıca, Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, dava dilekçesinde gösterilen değer ölçüsünde gerekli harçlar ödenmelidir. Eş söyleyişle, usulünce açılmamış ve peşin harçları ödenmemiş olan bir dava mahkemece incelenip karara bağlanamaz.
Somut olayda; dava dilekçesinde ayak protez gideri hakkında talep edilen miktar bildirilmediği gibi harç ödemesi de yapılmış değildir. Davacı taraf, ayak protezi hakkında talep ettiği miktarı 27.11.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile bildirmiş ve gerekli harcı yatırmıştır. Ne var ki, olayın gerçekleştiği 25.11.2000 tarihi ile ıslahın yapıldığı 27.11.2014 tarihi arasında, mülga 818 sayılı BK’nun 60. (TBK’nun 72.) maddesindeki on yıllık (üst) zamanaşımı süresi dolmuş bulunmaktadır. Şu durumda, mahkemece; davalıların ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuş oldukları gözetilerek, ayak protez giderine ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf ile davalılar … ve diğerleri için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.