YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17998
KARAR NO : 2016/12362
KARAR TARİHİ : 01.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirtilen 01.11.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. geldi. Karşı taraf davacı vekili Av…. geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalı tarafından müvekkiline ait 15125480, 15125481, 15140102 tesisat numaralı üç adet aboneliği hakkında tahakkuk ettirilen 13.01.2012, 14.02.2012 ve 14.03.2012 tarihli elektrik faturaları ile kayıp/kaçak bedeli ve okuma bedeli ile bunlara bağlı olarak hesaplanan KDV olarak haksız tahsil edilen toplam 239.285,00 TL’nin ödenme tarihinden itibaren değişken yasal faiz oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; elektrik faturalarına yansıtılan kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili davaların idari yargıda açılması gerektiğini, müvekkilinin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, elektrik piyasası müşteri hizmetleri yönetmeliği’nin 23. maddesinin 2. fıkrası gereğince davacının faturanın kendisine tebliğinden itibaren faturanın içeriğine itirazını müvekkil şirkete bildirmediğini, davacının dava konusu faturaların yasal süresi içerisinde müvekkillerine iade etmediğinden söz konusu faturalar ve fatura içeriklerinin karşı tarafça kabul edildiğini, kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili düzenleme yapma yetkisinin elektrik piyasası düzenleme kurumunda olduğunu, kayıp-kaçak bedellerinin tüketiciden alınacağına ilişkin elektrik enerjisi mevzuatında hükümler bulunduğu gibi EPDK’nın 28.12.2010 tarih ve 2999 sayılı kurul kararıyla da kayıp-kaçak bedellerinin ne şekilde faturalarına yansıtılacağına ilişkin hükümler bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 233.398,43 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı Sanayi Bölgesinin (OSB) elektrik abonelikleri üzerinden davalı şirket tarafından tahakkuk ettirilen elektrik faturaları ile haksız olarak tahsil edildiği ileri sürülen kayıp/kaçak ve okuma bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
İşin esasına geçilmesinden önce, davaya bakmakla görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir.
Temyize konu dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 25.09.2012 tarihinde açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4.maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 Sayılı Kanun’un 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re’sen incelenir. Görevle ilgili konularda kazanılmış hak söz konusu olmaz.
Uyuşmazlık konusu elektrik abonelik gruplarının Organize/Jeotrm olduğu ve bu nedenle davaya konu abonelik sözlemelerinin, davacı tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda hiç bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bu durumda, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olarak açılan iş bu davada uyuşmazlık; ticari mahiyette olup, uyuşmazlığın çözümü Asliye Ticaret Mahkemesinin görevi içerisindedir.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, öncelikle yargı yerinde ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi varsa görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi yoksa davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılması ve 6100 sayılı HMK’nun 297/1-a maddesi uyarınca da kararın Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla verildiğinin hükümde gösterilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek Asliye Hukuk Mahkemesi olarak davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bozma nedenine göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.