YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7481
KARAR NO : 2016/9460
KARAR TARİHİ : 05.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 04/01/2013 ve 17/01/2014 günlerinde verilen dilekçeler ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ve birleşen davanın zamanaşımı nedenile reddine dair verilen 23/12/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Asıl dava ve birleşen dava kurum zararından kaynaklı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davada davacı; belediyeye ait kafeterya ve kıraathane inşaat işinin encümen kararı ile …’a ihale edildiği, usulsüz encümen kararına istinaden dava dışı …’a ödenen tazminat nedeni ile meydana gelen kurum zararının belediye encümen üyelerinden rücuen tazmini isteminde bulunmuştur.
Birleşen davada davacı; asıl dosyaya konu kurum zararının, dava edilmeyen diğer bir kısım davalılardan rücuen tazmini isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dosya arasındaki tüm bilgi ve belgelerden asıl davanın ve birleşen davanın … tarafından açıldığı, mahkemece tek bir hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK 297/2. maddesi uyarınca; (1086 sayılı HUMK 388. maddesi) hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5. maddesi “(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur.
(2) Türk Borçlar Kanunu ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibarıyla bu süre dolmuşsa, hak sahipleri Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar.
Ancak bu ek süre Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden daha uzun olamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda; asıl dava ile birleşen davanın dava açılma tarihleri ile zamanaşımı sürelerinin ayrı ayrı incelenip, değerlendirilerek ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.