Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/18419 E. 2016/12357 K. 01.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18419
KARAR NO : 2016/12357
KARAR TARİHİ : 01.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak ve ecrimisil davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, alacak isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, daha önceden belirlenen 01.11.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacılar vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00′ e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkillerinin murisi …’in hazineye ait arazi üzerinde bina yaptırdığını, binanın bulunduğu arazinin 2009 yılında hazine tarafından davalıya satıldığını, müvekkillerinin davalının engellemesi nedeniyle 22.05.2013 tarihinden itibaren binayı kullanamadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 4.000 TL bina bedeli ile 540 TL ecrimisil olmak üzere toplam 4.540 TL’nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 16.06.2015 tarihli dilekçesi ile talep sonucunu alacak istemi yönünden 109.875 TL’ye, ecrimisil istemi yönünden 16.140,50 TL’ye (toplam 126.015,50 TL’ye) artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; binanın müvekkilinin eşi tarafından yaptırıldığını, sonrasında ise müvekkilinin binanın inşa edildiği taşınmazı hazineden satın aldığını, ayrıca müvekkilinin sadece bir adet daireyi kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; taşınmazı üzerindeki bina ile birlikte satın alan davalının, satıcı hazineye sadece arsa bedeli ödediği, dolayısıyla davalının binanın rayiç değeri kadar zenginleştiği, ayrıca davaya konu dönemin tamamında 1 ev ve 2 dükkanın, bir bölümünde ise bir evin davalı tarafından kullanıldığı, bu hususlarda aldırılan bilirkişi raporuna karşı davalı tarafça süresinde itiraz edilmediğinden davacı yararına müktesep hak oluştuğu gerekçesiyle; davanın alacak istemi yönünden kabulüne, ecrimisil istemi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1 – Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2 – Davalı tarafın ecrimisil istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Ecrimisil, taşınmaz üzerinde zilyetliği bulunmayan malik tarafından, malike karşı ileri sürülebilir bir hakka dayanmadan (iyiniyet olmaksızın) taşınmaza zilyet olan kimseye karşı yöneltilebilen bir talep ve dava türüdür(TMK. md 995/1).
Somut olayda, davacılar dava konusu taşınmazın maliki olmayıp, üzerindeki muhdesatta (şahsi) hak sahibidir. Davalı ise, taşınmazın malikidir. Bu nedenle, malik olmayan davacıların, muhdesat nedeniyle taşınmaz maliki olan davalıdan ecrimisil talep edemeyecekleri gözetilerek, bu istem yönünden davanın tümden reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
3- Davalı tarafın alacak istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
HMK. nun 281/2. maddesi uyarınca; taraflar yönünden bilirkişi raporunun kesinleşmiş sayılması, mahkeme bakımından sözkonusu olamaz. Mahkeme, bilirkişiden tamamlayıcı bilgi alma, açıklama isteme veya yeni bilirkişi inceleme yaptırma yetkisini her zaman kullanabilir.
Somut olayda; davacılar, davalının satın aldığı taşınmaz üzerindeki muhdesatta şahsi hak sahibi olduklarını, bu nedenle davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini öne sürerek, bu zenginleşmenin iadesini istemiştir.
Dava konusu muhdesat, 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre satışı yapılan taşınmaz üzerinde bulunmakta olup, Taşınmaz Satış Şartnamesinde taşınmaz malın üzerindeki muhdesatın (davacıların murisi) …’e ait olduğu ve satış bedelinin yalnızca arazi esas alınarak belirlendiği belirtilmek suretiyle, dava dışı hazine tarafından davalıya satılmıştır. Buna göre, davalı (alıcı), muhdesat nedeniyle zenginleşmiş bulunmaktadır. Davalının zenginleşmenin ise, TBK. nun 77 ve devamı maddelerinde yer alan sebepsiz zenginleşmeye dair hükümler uyarınca çözümlenmesi gerekir.
Bu bağlamda; taşınmazın davalıya satışı tarihi itibariyle, taşınmazın mevkii, konumu, imar durumu, satın alınmasındaki objektif amaç, taşınmaz üzerindeki muhdesatın alıcıya sağlayacağı muhtemel yarar ile varlığının getireceği muhtemel zarar gibi faktörler tek tek irdelenerek, taşınmazın muhdesatlı gerçek sürüm değeri ile muhdesatlar yok farz edilerek gerçek sürüm değerleri ayrı ayrı saptanmalı, sonrasında ise bu iki bedel arasında davacılar lehine bir fark oluştuğunda ise, davalının muhdesat nedeniyle (davacıların miras payları oranında) fark bedel kadar zenginleştiği kabul edilmelidir.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunda ise, muhdesatın dava tarihindeki güncel değeri belirlenmiştir. Mahkemece, hüküm vermeye yeterli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.