Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/8687 E. 2016/12427 K. 03.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8687
KARAR NO : 2016/12427
KARAR TARİHİ : 03.11.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki iştirak nafakasının arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; … Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.2006 tarihli kararı ile müşterek çocuk lehine olan iştirak nafakasının aylık 120,00 TL’ye çıkarıldığını, aradan dokuz sene geçtiğini, paranın satın alma gücünün azaldığını, müşterek çocuğun lisede okuduğunu, ihtiyaçlarının arttığını ve nafakanın yetersiz kaldığını ileri sürerek, iştirak nafakasının aylık 400,00 TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; mevcut nafakayı dahi ödemekte güçlük çektiğini ve davacının maddi durumunun iyi olduğunu belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının ekonomik ve sosyal durumunda nafaka artırımını gerektirir önemli bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.nun 182.maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme, nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir.
“Hakimin Takdir Yetkisi” başlıklı 182.maddesinin 2.fıkrasında; “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur.
Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” 3.fıkrasında da “Hakim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir” hükmü yer almaktadır.
Yine aynı kanunun “Durumun Değişmesi” başlıklı 331.maddesinde; “Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır” düzenlemesine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde taraflarca her zaman nafaka artırımı davası açılabilir. (HGK. 15.07.2009 gün ve 3-352 E./348 K.)
Somut olayda çocuğun yaşının büyümesi, eğitiminin devam etmesi, ihtiyaçlarının artması dikkate alınarak, davalı babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre davacı annenin katkısı da düşünülerek dengeyi sağlayacak bir miktar iştirak nafakası artışına karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile iştirak nafakasının artırılması talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.