YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14800
KARAR NO : 2016/12413
KARAR TARİHİ : 03.11.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 14/04/2006 tarihinde imzalanan protokolle davalının zilyetliğinde bulunan 2B niteliğinde olan 814, 815 ve 816 sayılı parsellerin satışı, zilyetliği ve devri konusunda anlaştıklarını, davalıya elden nakit 68.000 TL para ödendiğini, bu protokole karşılık davalı tarafından davacıya satış, devir ve 2B yasası kapsamında müracaat işlemlerinde kullanılmak üzere … Noterliğinden 13/04/2006 tarih ve 01996 yevmiye nolu düzenleme şeklinde vekalet çıkartıldığını, ancak daha sonra söz konusu taşınmazların 2B kapsamında olmadığının anlaşıldığını, bu şekilde davacının aldatıldığını, davacının ödediği 68.000 TL için … 2. İcra Müdürlüğünün 2013/4927 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ve davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin … mahkemeleri olduğunu, davacının vekillik görevini kötüye kullandığını, davaya konu protokolün geçersiz olduğunu, davalının davacıdan para almadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edildiği, ek kararla süresi içerisinde yapılmayan temyiz başvurusu nedeniyle davacının temyiz talebinin reddine karar verildiği, verilen ek kararın süresi içerisinde yine davacı vekili tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
1-)Dosyanın incelenmesinde; gerekçeli kararın için davacı vekiline çıkartılan tebligatın davacı vekilinin sekreterine tebliğ edildiği, sözkonusu tebligatta muhatab vekilin o yerde bulunmadığına dair bir kayıt yer almadığı anlaşılmıştır. Tebligat Kanununun 17. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesine göre, belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için muhatabın o yerde bulunmadığının tebliğ evrakına yazılması gerekir. Bu nedenle, davacı vekiline yapılan tebligat usulsüz olduğundan mahkemece verilen 16/11/2014 tarihli ve süresinde yapılmayan temyiz başvurusu talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak işin esasına girildi.
2-)Dava, harici taşınmaz satışına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Tapuda kayıtlı bir taşınmazın harici sözleşme ile satılması, TMK.nun 705, BK.nun 213 (TBK.nun 237), Tapu Kanunu 26 ve Noterlik Kanununun 60.maddesi ile …nun 15.11.2000 tarih, 2000/13-1612 E.-2000/1704 K.sayılı ilamı ile taşınmaz satış devri resmi olmadıkça geçerli değildir.
Geçersiz sözleşmelerde; TBK.nun 77-82 (BK.nun 61-66) maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar karşılıklı olarak ancak verdiklerini geri alma hakkına sahiptirler.
TMK.nun 6.maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
TMK.’nun bu hükmü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190/1.maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf elden verilen paraların, taşınmazlar için olduğunu iddia ettiğine göre, öncelikle bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olacaktır.
Davacı tarafın, dilekçesinde “yemin” deliline dayandığının anlaşılması karşısında, davacıya, iddiasını ispat için, karşı tarafa yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.