Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/12348 E. 2016/12484 K. 07.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12348
KARAR NO : 2016/12484
KARAR TARİHİ : 07.11.2016

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde;davalı kurumun davacı hakkında daha öncesinde kiracı olarak bulunduğu büfedeki 3114219 nolu elektrik tesisatının 2010/3,2010/4,2010/5,2010/6. dönemlerine ait elektrik tüketimi nedeniyle … 8.İcra Müdürlüğü’nün 2010/16119 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını,takibin 20.09.2010 tarihinde kesinleştiğini,17.02.2014 tarihi itibariyle yapılan kapak hesabına göre borcun faiz vd. masraflar ile 6.339,08 TL olduğunu; davacının, söz konusu işyerini 31.12.2008 tarihinde kapattığını ve o tarihten sonra söz konusu büfeyi başka bir şahsın işlettiğini,davacı her ne kadar aboneliğini iptal ettirmemiş ise de,taraflar arasında görülen … 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/140 E.’lı dosyasında davacının tüm borçtan sorumlu tutulamayacağının bildirildiğini,davacının borcu olmadığına dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacının … 8.İcra Müdürlüğü’nün 2010/16119 E. sayılı dosyasında davalıya 6.339,08 TL borçlu olmadığının tespiti ile lehlerine % 20 oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;ödenmeyen faturalara ilişkin olarak davacı hakkında icra takibi yapıldığını,davacının abonelik sözleşmesini feshetmediğini kabul ettiğini,taraflar arasında görülen … 10 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/140 E.’lı dosyasında takibe konu edilen faturaların farklı dönemlere ait olduğunu,söz konusu dosyada verilen kararın temyiz edilmiş olup bu davada emsal teşkil etmeyeceğini,Yargıtay içtihatlarına göre de davacının sözleşmeyi feshetmediği sürece sözleşme ile bağlı olacağından söz konusu borçtan sorumlu olduğunu savunarak; davanın reddi ile, lehlerine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece;davanın kabulü ile,davacının … 8.İcra Müdürlüğü’nün 2010/16119 E. sayılı icra takibine konu dönem için tüketim faturasından kaynaklı toplam 3.096,07 TL miktarda borcu bulunmadığının tespitine;tarafların şartları oluşmayan icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, aboneliği iptal ettirmedikçe abonenin kullandığı elektrik bedelinden sorumlu olup olmayacağı ve zamanında ödenmeyen elektrik faturalarından dolayı tarife ve yönetmelik hükümleri gereğince davalının elektriği kesmesi gerekirken kesmemesinin, dolayısıyla davalının müterafik kusuru bulunup bulunmadığı nedeniyle ana tüketim bedelinden indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Elektrik abonelik sözleşmesini imzalayan ve aboneliği devam eden abone, tesisatta kullanılan elektrik bakımından elektrik dağıtım şirketine karşı sözleşme gereği sorumlu olduğu gibi, elektrik sayacının muhafazası konusunda da sorumluluğu devam eder. Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan abonenin sözleşmesi iptal edilmediği sürece, fiili kullanıcı ile beraber elektrik dağıtım şirketine karşı kaçak elektrik kullanımı ve normal kullanım bedelinden dolayı müteselsil sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre abonelik iptal ettirilmedikçe o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur.
Bu durumda, aboneliğini iptal ettirmeyen ve kaçak kullanıma sebebiyet veren abone davacının sözleşme nedeni ile sorumlu bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim, aynı ilkeler HGK 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı kararında da benimsenmiştir.
Somut olayda;davacının ,3114219 numaralı ticarethane abonesi olduğu,aboneliğinin başlangıç tarihinin 21.04.2006 tarihi olduğu,davacının Vergi Dairesi’ne söz konusu işyerini kapattığına dair 31.12.2008 tarihli bildirimde bulunduğu,ancak aboneliğinin sonlandırılma tarihinin ise 22.12.2010 tarihi olduğu,Bakırköy 8.İcra Müdürlüğü’nün 2010/16119 E. sayılı takip dosyası ile takibe konu edilen faturaların ise 2010/3,2010/4,2010/5,2010/6. dönemlerine ait olduğu ve takibe konu edilen toplam borcun 6.339,08 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan … 10 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/140 E.’lı dosyasının incelenmesinde ise;davacısının ….,davalısının … olduğu,davanın … 18. İcra Müdürlüğü’nün 2009/15154 E. sayılı dosyasında takibe konu edilen toplam 6.533,73 TL’lik borca ilişkin itirazın iptali istemli olduğu,takibe konu edilen faturaların ise 04.05.2009-13.10.2009 tarih aralığına ilişkin olduğu,bu şekli ile eldeki bu dava ile … 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/140 E.’lı dosyasında takibe konu edilen fatura dönemlerinin farklı olduğu kuşkusuzdur.
Mahkemece ;her ne kadar … 10 Asliye Hukuk Mahkemesindeki davada dava dosyası ve Yargıtay içtihatları gereğince davacının elektrik alacağı iddiasında bulunulan iş yerini terk ettiği,ihbarlara rağmen elektrik bedelini ödemediğinin sabit olduğu,buna rağmen davalı tarafça elektriğin kesilmediği,bu dönem için davalının elektriği kesmemesinde müterafik kusurunun olduğu,davacı tarafça daha sonraki dönemler için de elektrik bedelinin ödenmediğinin sabit olması ve önceki dosyada yapılan icra takibi ile davalının bu adresi terk ettiği ve 28.01.2009 tarihinde Vergi Dairesi’ne işyerinin kapatılması konusunda dilekçe vermesi söz konusu olmasına rağmen davalı tarafça 04.05.2009 son ödeme tarihinden itibaren faturaları ödenmeyen elektriğin kesilmeyip ayrıca 2010 yılı 3-4-5-6. dönemlere ilişkin faturalardan dolayı davacı aleyhine icra takibi yapılmasının doğru olmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de;yukarıda da açıklandığı üzere davacının aboneliğini 22.12.2010 tarihinde sonlandırdığı ve takibe konu edilen faturaların son ödeme tarihlerinin ise söz konusu tarihten önce olduğu da gözetildiğinde,taşınmazı terk tarihinden sonra aboneliğini iptal ettirmeyen davacının yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde,eldeki davada takibe konu edilen faturalardan da sorumlu olduğu açıktır.
Öte yandan, davalının uzun sayılabilecek bir süre elektrik tüketim bedeline esas faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davalı açısından müterafik kusur teşkil etse de ,bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davalının beraatını gerektirmeyeceği gibi tüketim bedeli olan ana borçtan hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Olsa olsa davacının (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammından en fazla yasal faize kadar indirim gerektirir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacının aboneliğini 22.12.2010 tarihinde sonlandırdığı ve takibe konu edilen faturaların son ödeme tarihlerinin ise söz konusu tarihten önce olduğu da gözetilmek suretiyle ilgili faturalar nedeniyle sorumlu olduğu kabul edilerek dosyanın önceki bilirkişi dışında elektrik tarifeleri ile tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bilirkişilerin de aralarında bulunduğu üç kişilik uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile dava konusu alacak döneminde yürürlükte bulunan tarifelerin ilgili maddeleri uyarınca; davacının normal tüketim bedelinin aslından (ana borçtan) her halükarda sorumlu olduğu, Yönetmelik gereğince elektriğin kesilmesi gereken tarihin belirlenmesi, bu tarihe kadar olan borcun tamamının hesap edilmesi, bu tarihten sonraki dönem için ise davalının elektriği kesmemesinin müterafik kusur teşkil edeceği ve bunun da ancak davacı için gecikme zammından indirim sağlayacağı bu indirimin de en fazla yasal faize kadar olacağı nazara alınarak rapor alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.