Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/6203 E. 2016/6783 K. 05.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6203
KARAR NO : 2016/6783
KARAR TARİHİ : 05.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

7201 sayılı Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşulları Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30. maddesinde gösterilmiş olup, anılan maddeye göre “adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması” gerektiğinden sanığın bildirdiği adrese çıkartılan 21.11.2013 tarihli tebligatın “sanığın adreste bulunmama nedeninin geçici mi yoksa sürekli mi olduğu belirtilmemesi” nedeniyle; mernis adresine çıkartılan 21.11.2013 tarihli tebligatın ise “bildirilen adrese çıkartılan tebligatın iade gelmesinden sonra çıkartılması gerekirken diğer tebligatla aynı tarihte çıkartılmış olması” nedeniyle Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve 21/2 maddelerine göre çıkartılan tebligatların usulüne uygun olmadığı, sanık …’ın 06.02.2014 tarihinde öğrenme üzerine yaptığı eski hale getirme talebi ile temyizinin süresinde kabul edilerek her iki sanık hakkında yapılan incelemede;
I- … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 911 019 7202 vergi numaralı mükellefi … ile … vergi numaralı mükellefi …’ın fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek 2008, 2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenledikleri, ayrıca 2008 yılına ait defter ve belgelerin usulüne uygun tebligatla ibrazının istenmesine rağmen sanık …’ın yasal süresi içinde ibraz etmeyerek defter kayıt ve belgeleri gizlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında; sanık …’ın “cezaevinden tanıştığı …’in hukuki problemleri olması nedeniyle kendi adına işyeri açtırdığını, …’e vekalet verdiğini, daha sonra askere gittiğini, askerden firar ettiğini, işyerine gittiğinde kapalı olduğunu, firar döneminde iken hiç bir yerden fatura almadığını ve kimseye de fatura düzenlemediğini, diğer sanık …’ı tanımadığını” savunması, işyerinin muhasebe işlerini yapan serbet muhasebeci …’ın …’ı hiç görmediğini, kendisinin …’ın vekaletnamesi bulunan … ismindeki şahısla görüştüğünü beyan etmesi, sanık …’ın asker kaçağı olduğu dönemde … Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün …TC kimlik numaralı mükellefi … …( …Matbaası) tarafından bastırılan A/27501-29000 sıra numaralı irsaliyeli faturaların 12.09.2008 tarihinde ve Kızılbey Vergi Dairesi Müdürlüğünün 15499897710 TC kimlik numaralı mükellefi Bayram Alagözoglu (Yeni Gözde Matbaası) tarafından bastırılan A/23751- 24600 ile A/25001-25500 sıra numaralı irsaliyeli faturaların ise 25.09.2008 tarihinde mükellef …’a imza karşılığında teslim edildiğinin bilgi formlarından anlaşılması, Kızılcıhamam As. Şub. Başkanlığı’nın 03.06.2010 tarihli yazısında sanık …’ın “askerliğe evlerişli değildir. TCK’nın 32. maddesinden yaralanamaz” şeklindeki … As. Hst. Baştabibliğinin 24.12.2009 tarih ve 389 sayılı raporuna göre 24.12.2009 tarihinde terhis edildiğinin belirtilmiş olması, başka bir soruşturma sebebiyle sanık …’ın evinde yapılan aramada ele geçen sanık …’a ait üç fatura aslı üzerindeki yazıların sanık …’ın eli ürünü olduğuna dair rapor düzenlendiğinin iddia edilmesine rağmen bir örneğinin dosyada bulunmaması, raporun bulunduğu iddia edilen …10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/143 esas sayılı dosyasının incelenememiş olması, anılan suçun oluşabilmesi için sahte faturaların 213 sayılı VUK’nun 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği, aksi takdirde ilgili Kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı ve sanıkların düzenledikleri iddia olunan 2010 takvim yılına ait faturaların asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmadığının anlaşılması karşısında; gerçeğin, sanıkların suç kastıyla hareket edip etmediklerinin ve iştirak iradeleri bulunup bulunmadığının kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi bakımından, öncelikle vergi tekniği raporunda “2010 yılında düzenlenen faturaları aldığı belirtilen şirketlerden” fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulduktan sonra, yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin incelenmesi, sanık …’ın savunmasında verdiğini beyan ettiği vekaletname ile vekalet verdiği …/ … …isimli şahsın tespiti ve sanıkların savunmaları karşısında beyanına başvurulması, 12.09.2008-25.09.2008 tarihli bilgi formu altındaki imzaların ve faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ait olup olmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması, sanık …’ın iştirakinin tespiti bakımından …10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/143 esas sayılı dosyasının incelenip özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi, bu davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına eklenmesi, düzenlenen sahte faturaları kullanan şirket yetkilileri dinlenerek sahte faturaları kimden hangi ticari ilişkiye dayanarak ve sanıklardan veya …’den alıp almadıklarının gerektiğinde yüzleştirme de yapılarak sorulması, sanıklar tarafından şirket faaliyetleriyle ilgili beyanname, şirkete ait bir belge düzenleyip düzenlemedikleri, müdür veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadıklarının araştırılması, …’ın dinlenmesi, … As. Hst. Baştabibliğinin 24.12.2009 tarih ve 389 sayılı raporu getirtilerek sanık …’ın belirtilen rahatsızlığının ne olduğunun tespiti ile gerekirse suç tarihlerinde işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda 5271 sayılı CMK’nun 74 ve TCK’nun 32. maddeleri kapsamında rapor alınması sonrasında toplanan tüm delillere göre göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması yasaya aykırı,
Kabule göre de;
II- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.10.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.