Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/8804 E. 2016/7226 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/8804
KARAR NO : 2016/7226
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

I- Sanık müdafiinin “2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın yetkilisi olduğu şirket tarafından 05.12.2005 ve 26.12.2005 tarihleri arasında ” … . San. Tic. Ltd. Şti.”ne düzenlenen dosya içerisinde örnekleri mevcut olan fatura bedellerinin 100.000-TL’nin altında olması nedeniyle …. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında sahte belge kullanımı nedeniyle herhangi bir vergi incelemesi yapılmadığının bildirilmesi,sanık savunmasının niteliği ile tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı karşısında, CMK’nun 217. maddesi uyarınca topladığı delilleri değerlendirerek yüklenen suçun oluştuğunu kabul eden mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş,aynı takvim yılı içerisinde birden çok sahte fatura düzenlediği anlaşılan sanık hakkında TCK’nun 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II-Sanık müdafiinin “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
1- Sahte fatura düzenleme suçunda, suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesi ve asıl ya da onaylı suretleri getirtilip incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesinin gerekmesi, 2006 takvim yılında sanığın yetkilisi olduğu şirket tarafından ” … Tic. Ltd. Şti.”ne düzenlendiği iddia olunan üç adet faturanın ise ele geçirilememiş olması,hakkında vergi incelemesi yapılan ” … Tic. Ltd. Şti.”nin yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesi nedeniyle adına düzenlenen belgelere ulaşılamadığının belirtilmesi karşısında;sanığın unsurları oluşmayan yüklenen suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Aynı takvim yılı içerisinde birden çok sahte fatura düzenlediği kabul edilen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
b)5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.