Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/6293 E. 2016/7227 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6293
KARAR NO : 2016/7227
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : 2004-2005 takvim yıllarında sahte belge düzenlemek suçundan: Kamu davasının ortadan kaldırılması
2006 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan, defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan: Mahkumiyet

Sanık müdafiinin,temyiz dilekçesi içeriği itibariyle sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine hasren yapılan incelemede;
I– Sanık müdafiinin “defter ve belge gizlemek” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Vergi incelemesine esas olmak üzere 2004 yılı defter ve belgelerinin istendiği 06.02.2009 tarihli yazı sanığa tebliğ edilememiş ise de,sanığın 11.11.2009 tarihli vergi denetmenince tutulan ve altında imzası bulunan tutanakta “dükkanımız 2006 yılının Aralık ayında kar yağması sonucu yıkılmıştı,defter ve belgelerimizde yıkılan işyeri içinde kalıp zayi olmuştur” yönündeki beyanı,kovuşturma aşamasında ise defter ve belgelerin çalındığına dair savunması karşısında,defter ve belgelerin kaybedildiği ileri sürülerek ibrazından kaçınılması durumunda süreklilik gösteren dairemiz kararları ve CGK’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihatında açıklandığı üzere mükellefe usulüne uygun tebligat yapılmasının aranmayacağı, aynı Kanunun 253. maddesine göre ilgili bulundukları yılı takip eden yıldan başlayarak beş yıl süre ile muhafaza edilmesi mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin 13. maddede düzenlenen mücbir sebep kapsamında düşünülmesi mümkün olmayan nedenlerden dolayı ibraz edilmedikleri ve yüklenen suçun tüm unsurları itibariyle oluştuğu cihetle mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş,suç tarihinin sanığın vergi denetmenine beyanda bulunduğu “11.11.2009” tarihi olarak kabul edilmesi gerekliliği karşısında, 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5904 sayılı Kanunun 23. maddesiyle değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/a-2. maddesindeki ceza miktarının alt sınırının on sekiz ay hapis cezası olduğu gözetilmeden eksik ceza tayini isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve dereceleri takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
III– Sanık müdafiinin “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan mahkumiyet yönelik temyiz itirazlarına gelince;
1- 213 sayılı VUK’nun 227/3 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü üzere sahte fatura düzenlemek suçunun oluşabilmesi için düzenlenen belgelerin 213 sayılı VUK’nun 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği aksi takdirde ilgili Kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı cihetle;, sanığın 2006 takvim yılında Baltaş Karo mermer …Gıda San., … İnş…Ltd. Şti. ve … adına düzenlediği iddia olunan belge asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için, fatura asıllarından yeter sayıda temin edilip dosya arasına konulduktan sonra yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediği incelenmeden hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesine göre “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği; somut olayda sanığın aynı takvim yılı içinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura düzenlediğinin kabul edilmesi karşısında hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması,yasaya aykırı,
b)5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.