YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2819
KARAR NO : 2016/4116
KARAR TARİHİ : 03.10.2016
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağı için başlatılan icra takibinden dolayı menfi tespit istemi ile gecikme tazminatı alacağının tahsili talebine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne, davacıların davalıya karşı takip tarihi itibariyle 65.656,00 TL asıl alacak ve 3.529,63 TL işlemiş faiz kalemleri bakımından borçlu bulunmadıklarının tespitine dair verilen karar, davalı vekilince süresinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında düzenlenen 15.03.2006 tarihli sözleşmede yapılması kararlaştırılan işler bedelinin her bir bağımsız bölüm için 62.000,00 TL olduğu ve davaya konu 2 bağımsız bölüm için 124.000,00 TL bedel belirlendiği anlaşılmıştır. Bu haliyle sözleşme götürü bedelli olup düzenlendiği tarih itibari ile yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 365. maddesi uyarınca yüklenici sözleşmede kararlaştırılan bedel ile işi yapmakla yükümlüdür. Davacı iş sahibince eksik iş iddiasında bulunulduğuna göre; yüklenicinin sözleşme kapsamındaki işlerden kaynaklanan alacağının fiziki oran yöntemi uygulanarak belirlenmesi gerekir. Buna göre, gerçekleştirilen imalâtın, eksiklikler dikkate alınmak suretiyle işin tamamına göre fiziki gerçekleşme oranı belirlenmeli, belirlenen bu oran götürü bedele uygulandıktan sonra yüklenicinin hakettiği iş bedeli saptanmalıdır. Oysa hükme dayanak bilirkişi asıl ve ek raporlarında belirtilen yönteme uygun hesaplama
yapılmadığı anlaşıldığından raporun hükme dayanak alınması doğru değildir. Yapılması gereken iş, yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak az yukarıda değinilen yönteme uygun biçimde yüklenici hakedişi bulunmalı, bulunan yüklenici alacağından ihtilâfsız ödeme miktarı olan 27.000,00 TL mahsup edilerek bakiye alacak, sözleşmede ödemelere ilişkin kesin vade bulunmadığından ayrıca gecikme faizi ilave edilmeksizin hesaplanmalı, davacı iş sahibi de ödeme edimini yerine getirmediği için mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 81. maddesi uyarınca gecikme tazminatı isteyemeyeceğinden, gecikme tazminatı istemi yüklenici alacağından mahsup veya ayrı bir alacak kalemi olarak hesap edilmeyerek, usuli kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 03.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.