Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/2491 E. 2016/7149 K. 24.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2491
KARAR NO : 2016/7149
KARAR TARİHİ : 24.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Beraat

1- Sanık hakkında defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı cihetle, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan beraat hükmünün ONANMASINA,
2- Sanık hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “2004 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
3- Sanık hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2005 takvim yılında sahte fatura düzenlediği iddia ve kabul olunan sanığın suçlamayı kabul etmeyerek, akrabası olan … ve … isimli kişilerin işyeri açacaklarını ve kendisine iş vereceklerini söyleyerek bazı belgeler aldıklarını, ancak kendisini kandırdıklarını, iş vermediklerini savunması, vergi tekniği raporunda 2005 takvim yılında düzenlenen faturalardan somut olarak bahsedilmemesi; sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin
3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; 2005 takvim yılına ait suça konu fatura asıllarından yeter sayıda temin edilip dosya arasına konulmasından sonra incelenerek, Kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, faturaları kullanan firmalar hakkında düzenlenen vergi tekniği raporları aslı veya onaylı örnekleri getirtilip suça konu faturaları kullanan şirket yetkilileri dinlenerek faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması, … ve … isimli kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurulması ve gerektiğinde faturalar üzerindeki imzaların sanık ile tanıkların eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu aldırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.