YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3460
KARAR NO : 2016/4156
KARAR TARİHİ : 06.10.2016
Davacı … İnşaat Turizm Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı …. arasındaki davadan dolayı … . 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/02/2014 gün ve 2010/381-2014/11 sayılı hükmü onayan Dairemizin 24/03/2016 gün ve 2016/139-2016/1854 sayılı ilâmı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine Dairemizden verilen 24.03.2016 gün 2016/139 Esas, 2016/1854 Karar sayılı onama ilâmına karşı yasal süresi içinde davalı vekilince süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı taşeron davalı yüklenicidir. Tarafları arasında imzalanan 05.05.2006, 25.07.2006, 04.09.2006, 15.09.2006, 16.09.2006, 01.02.2007, 28.04.2007, 09.05.2007, 01.06.2007 tarihli sözleşmeler ile davacı taşeron davalı yüklenicinin yapımını üstlendiği inşaatlardaki bir kısım imalâtların yapımını taahhüt edip gerçekleştirmiştir. Davalı, işin ayıplı yapıldığını ileri sürerek ödemeden kaçınmış ve davanın reddini istemiştir.
Sözleşmelerin yapıldığı tarihler ve dava tarihinde yürürlükte olup uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 359. maddesi “İş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin mutad cereyanına göre imkanını bulur bulmaz o şeyi muayeneye ve kusurları varsa bunları müteahhide bildirmeye mecburdur.” demek suretiyle açık ayıplarda teslimden itibaren makul süresi içinde muayene ve ihbar zorunluluğunu getirmiştir. Aynı yasanın 362/II. maddesinde “İş sahibi kanunen tayin olunan muayene ve ihbarı ihmal ederse zımnen kabul etmiş sayılır.” denildikten sonra 362/III. fıkrasında “Yapılan şeylerdeki kusur sonradan meydana çıkarsa iş sahibi vakıf olur olmaz keyfiyeti müteahhide haber vermeye mecburdur. Aksi takdirde iş sahibi kabul etmiş sayılır.” şeklindeki düzenlemeyle gizli ayıplarda da öğrenir öğrenmez derhal ihbar mükellefiyeti getirilmiştir.
Açık ve gizli ayıplarda kural olarak az yukarıda açıklandığı gibi ihbar zorunluluğu bulunmakla birlikte, ayıp garantisi bulunması halinde işi yapan taşeron ya da yüklenici garanti vermekle iş sahibinin açık ayıplarda muayene ve süresinde ihbar yükümlülüğünü, gizli ayıplar yönününde de derhal ihbar yükümlülüğünü kaldırmayı ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları bedelsiz olarak gidermeyi üstlenmiş demektir. Garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili iş sahibi ayıp ihbarında bulunmak zorunda kalmaksızın zamanaşımı süresi içinde ayıbın giderilmesi ve zararlarını isteyebileceği gibi, iş bedeline karşı ayıp defini de ileri sürebilir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 19.06.2014 gün 2013/4976 Esas 2014/4282 Karar, 28.01.2015 gün 2014/1955 Esas, 2015/442 Karar sayılı ilamları).
Dayanılan sözleşmelerin bazılarının garanti süresi başlıklı 11. maddesinin 1. bendinde de “Sözleşmede aksine bir kayıt bulunmadığı takdirde gizli kusurlar konusunda BK’nın 125/3. maddesi hükümleri mahfuz kalmak şartıyla, sözleşme kapsamına giren işlerin garanti süresi, bu işlerin kesin kabulünden itibaren 1 yıldır” 2. bendinde “Bu süre zarfında taşeron kullanılan malzemelerin kalitesi veya hatalı ise bağlı sebeplerden veyahut işçilikten ötürü bozulabilecek herhangi bir işin veya bölümlerinin bakım, onarımı veya yeniden yapılması ile sorumlu olacaktır.” Bazı sözleşmelerin garanti başlıklı 20. maddesinde taşeron tüm sistemi 5 yıl boyunca çatlamaya, dökümleye ve boyaların kabarmasına karşı malzeme ve işçiliğe garanti verir. Üretici firmalar, Weber markem ve İzocam ise 5 yıl malzemeye garanti vermeyi kabul eder.”şeklinde garanti verilmiştir. Bazı sözleşmelerde garanti ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Mahkemece bu yönden herhangi bir inceleme ve tartışma yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece öncelikle alacağın hangi sözleşme ile üstlenilen iş ve imalâttan kaynaklandığı, ilişkin olduğu sözleşmede davacı taşeron garantisi olup olmadığı ve varlığı ileri sürülüp saptanan ayıpların garanti süresi içinde ortaya çıkıp çıkmadığı araştırılmalıdır. Yapılacak araştırmaya göre sözleşmesinde garanti verilmemiş veya ayıplar garanti süresinden sonra ortaya çıkmış ise, ayıp ihbarı yapılmadığından dava şimdiki gibi sonuçlandırılmalıdır. İmalâtlar garanti kapsamında olup garanti süresi içinde ortaya çıkmış ise, hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi kurulundan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi I. fıkrasına göre ayıpların kabulü icbar edilemeyecek ve eserin reddini gerektirecek nitelikte olup olmadığı, aynı maddenin II. fıkrası gereğince bedel tenzilini gerektirip gerektirmediği veya büyük bir masraf olmaksızın onarımının mümkün olup olmadığı ile tenzili gereken miktar ile onarım bedeli konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan yanlış değerlendirme eksik inceleme ile yazılı miktarda kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır. Yerel mahkemece kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından davalının karar düzeltme talebinin kabulü uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile Dairemizin 24.03.2016 gün 2016/139 Esas, 2016/1854 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin ve karar düzeltme harçlarının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.