YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6196
KARAR NO : 2016/7281
KARAR TARİHİ : 31.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın sorgusunda beyan ettiği adrese gönderilen hükmün tebliğ edilemeden iade edilmesi üzerine mernis adresine Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken iade edilen önceki adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliği geçersiz olması nedeniyle sanık müdafiinin öğrenme üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 07.12.2010 tarihli iddianamesi ile dava konusu yapılan sahte belge kullanmak suçundan dolayı 213 sayılı Kanunun 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaada istenerek sonucuna göre, defter ve belge ibraz etmemek suçundan zamanaşımı süresinde kararlar verilmesi mümkün görülmüştür.
1- Sanık hakkında 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçundan açılan kamu davasında; sanığın söz konusu şirketin ağabeyi …ve … isimli kişilere ait olduğunu, şirket müdürüne ihtiyaç duyulduğunu belirterek bu kişilerin kendisine bir belge imzalattıklarını, bunun dışında şirket işlemlerine karışmadığını savunması ve sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından her takvim yılına ait suça konu fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulmasından sonra incelenerek, kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi ve 2008 yılında düzenlenen son tarihli sahte fatura tespit edilip, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 5728 sayılı Yasanın 276. maddesiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359/1-b madde ve fıkrasında yapılan değişiklikten önce olup olmadığının belirlenmesi, faturaları kullanan şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı araştırılarak haklarında düzenlenen vergi inceleme ve sair raporların onaylı suretleri getirtilerek incelenmesi, kamu davası açılıp açılmadığının sorulması, açıldığının tespiti halinde dava dosyasına intikali sağlanarak ayrıntılı özetinin tutanağa geçirilmesi ve bu davayı ilgilendiren bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin alınarak dosyaya konulması, gerektiğinde faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişiler de dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıkları ve sanığı tanıyıp tanımadıklarının sorulması, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim ve tesellüm belgeleri, bedelinin ödendiğine dair ticari teamüle uygun, kanıtlama yeterliliği olan banka hesapları ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler, faturaları kullananların yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığı da dikkate alınarak faturaları kullanan şirketler ile sanığın ticari defter ve belgeleri üzerinde gerekli görülmesi halinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması ile gerekirse faturalarda yer alan yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda da bilirkişi incelemesi yaptırması, …ve …’ın tanık olarak beyanına başvurularak sanığın savunmalarının doğru olup olmadığının sorulmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre ise; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.