Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/4050 E. 2016/7274 K. 31.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4050
KARAR NO : 2016/7274
KARAR TARİHİ : 31.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Hırsızlığa teşebbüs suçundan yakalanan ve görevli kolluk personeline direnen sanığın, götürüldüğü Kaynaşlı İlçe Jandarma Komutanlığı’nda katılan … adına düzenlenen sahte sürücü belgesini kullanıp kendisini … olarak tanıtarak ifade verdiği, katılan adına adli muayene raporu düzenlendiği, görevi yaptırmamak için direnme suçundan katılan hakkında açılan davanın yapılan yargılamasında, sanığın savunmasında, katılan adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını kullandığını beyan ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede, … C. Başsavcılığının 22.10.2007 tarihli iddianamesi ile bir başka suç nedeniyle yakalanan sanığın katılana ait sahte sürücü belgesini kullanıp soruşturma belgelerinin bir kısmının katılan adına düzenlenmesine sebep olduğu iddiasıyla açılan davada, … Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2009 tarih, 2007/149 esas ve 2009/63 karar sayılı dosyasında yargılanıp mahkum olduğu anlaşılmakla, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti ve mükerrer yargılamanın önlenmesi bakımından, belirtilen davaya ilişkin dosya celp edilip, incelenerek özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi, mümkünse kamu davalarının birleştirilmesi, aksi takdirde bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya intikali sağlanıp, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre;
a-Belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, belge asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcı nitelikte olup olmadıklarının kararda tartışılması, denetime olanak verecek şekilde belge asıllarının dosya içine konulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
b- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde uygulama maddesinin TCK’nun 204/1. maddesi yerine 264/1. maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
c- 5237 sayılı TCK’nun 267/2. maddesinde öngörülen düzenlemenin, iftira suçunda ilgili kişiye yüklenen eylemin maddi eser ve delillerine ilişkin olduğu ve sanığın başkası adına düzenlenen sahte sürücü belgesini, soruşturma sırasında kendisininmiş gibi ibraz etmesinin, aynı Kanunun 268. maddesinde tanımlanan suçun maddi öğesini oluşturduğu gözetilmeden, sanığa verilen cezanın bu gerekçe ile artırılması,
d- Katılan hakkında hüküm verilmeden önce iftirasından döndüğü iddia ve kabul edilen sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması sırasında, TCK’nun 269/3-a maddesinde indirim oranı 2/3 olarak belirlendiği halde 3/4 oranında indirim yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
e- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 31.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.