YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7546
KARAR NO : 2016/7343
KARAR TARİHİ : 02.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
1) Sanığın savunmalarında …. Ltd. Şti’nin ortağı olmasına rağmen şirketi temsile yetkisinin bulunmadığı ve şirket faaliyetlerinden haberdar olmadığını beyan ettiği anlaşılmakla; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından sanık tarafından şirket faaliyetleriyle ilgili beyanname, şirkete ait bir belge düzenlenip düzenlemediği araştırılıp, sanığın savunmalarında bahsi geçen … ve sahte faturaları kullandıkları anlaşılan şirketlerin yetkilileri tanık olarak dinlenilip, gerekirse faturalar üzerinde yazı imza incelemesi yaptırılması ve sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması gözetilerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında bu faturaları kullanan şirketlerden dava açılan her takvim yılı için fatura aslı ya da onaylı suretinin temin edilip, dosya arasına konulup, şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ise;
2- Kamu davasının vergi suçu ve inceleme raporları ile mütalaaya uygun olarak 2005, 2006 takvim yıllarında “sahte fatura kullanmak” suçlarından açıldığı, her takvim yılında kendi içerisinde “teselsül eden” sahte fatura kullanmak suçlarının birbirlerinden bağımsız ve ayrı suçları teşkil edeceği ve sanık hakkında her takvim yılı için ayrı ayrı hüküm tesisi yerine hangi takvim yılından hüküm kurulduğu da belirtilmeksizin tek suçtan ceza tayini yasaya aykırı,
3) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluklarının sanığın kendi alt soyu dışındakiler için hapis cezasının infazı tamamlanana kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 02.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.