YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/6738
KARAR NO : 2016/7220
KARAR TARİHİ : 26.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Defter ve belgeleri ibraz etmemek, sahte fatura kullanmak
HÜKÜM : Sanık … hakkında defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan beraat,
Sanıklar … ve … haklarında 213 sayılı Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan mahkumiyet
I- Sanık … hakkında verilen hükümlere yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 08.01.2014 tarihinde tebliğ edilen hükmü, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra, 21.01.2014 havale tarihli dilekçesi ile temyiz ettiği anlaşılmakla, yasal süreden sonra yapılan temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Sanık … hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde ise;
1) Defter ve belgeleri ibraz etmemek suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan kurum vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.11.1999 gün ve 1999/11-273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin çalındığı-kaybolduğu-bulunmadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde VUK’nun 139. maddesinde yazılı hususlarla usulüne uygun tebligatın aranmayacağı cihetle; sanığın 19.11.2012 tarihinde vergi müfettişi …’e verdiği ifadesinde “2007 yılına ilişkin belgelerin muhasebecide durduğunu, muhasebeci bürosunu taşırken evrakların bir kısmının kaybolduğunu, aramalarına rağmen belgeleri bulamadıklarını” beyan etmesine rağmen sonraki savunmalarında tüm belgeleri ibraz ettiğini iddia ederek çelişkili beyanlarda bulunması, 19.11.2012 tarihli TUTANAK başlıklı yazıda 2007 yılına ilişkin yevmiye defteri ve satışlara ilişkin faturalar ibraz edildiği halde mal ve hizmet alışı ile giderlere ilişkin herhangi bir belge ibraz edilmediğinin belirtilmesi, diğer yıllara ilişkin vergi inceleme raporlarında ise mal alımına ilişkin belgelerin eksik ibraz edildiğinin bildirilmesi karşısında sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği gözetilmeden yapılan tebligatın geçersizliğinden bahisle beraatine karar verilmesi yasaya aykırı,
2) 2009-2010-2011 takvim yıllarında sahte fatura kullandığından bahisle verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz talebinin incelenmesine gelince;
a) Sahte fatura kullanma suçunda; suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi, vergi inceleme ve tekniği raporlarında faturaların varlığından söz edilmesine rağmen dosya içine konulmadığının anlaşılması karşısında; öncelikle suça konu edilen 2009-2010-2011 takvim yıllarına ait faturaların getirtilip incelenmesi ve kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, ayrıca faturaları düzenleyen firmalar hakkında 2009 ve 2010 takvim yılına ilişkin bir kısım vergi tekniği raporlarının dosyaya alındığı ancak 2011 takvim yılına ilişkin raporların dosyada bulunmadığı anlaşılmakla; her yıla ilişkin karşıt inceleme raporlarının dosyaya getirtilmesi ve bu kişi ya da firmalar hakkında sahte fatura düzenlemek suçundan dava açılıp açılmadığı, açılmışsa akibeti araştırılıp bu dava ile birleştirilmesi, aksi halde dava dosyaları celp edilip incelenerek özetinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, gerektiğinde faturaları düzenleyen mükellefler ile sanığa ait defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, faturaların gerçek alım satım karşılığı olup olmadığının, mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları düzenleyen mükellefin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoğu olup olmadığı da araştırılarak her takvim yılında birden fazla faturanın kullanıldığı belirlendiği takdirde her takvim yılı için zincirleme biçimde işlenmiş ayrı suçların oluşacağı da gözetilerek toplanan tüm deliller değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
b) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
ÖK.