YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9908
KARAR NO : 2016/6411
KARAR TARİHİ : 03.11.2016
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, araç kiralama sözleşmesi kapsamında davalı tarafça kiralanan davacıya ait aracın kaza yapması sonucu oluşan hasar bedelinin tazmini istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davacının davalıya rücu şartları oluşmadığından davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 19.03.2012 gün ve 2012/1116-4240 sayılı ilamı ile işin esası incelenerek karar verilmesi için bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak talep edilen hasarın sigorta limitinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, taraflar arasındaki araç kira sözleşmesi gereğince davalının davacıya ait aracı kiraladığını, davalı şirket çalışanının araçla yaptığı kaza sonucunda meydana gelen zararının, tazmini için sigorta şirketine müracaat ettiklerini, araç sürücüsünün kaza sonrasında aracın başından ayrılması nedeni ile, dava dışı kasko sigortacısının zararı tazmin etmediğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince hasara ilişkin faturanın davalıya gönderildiğini, faturanın ödenmemesi üzerine … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/15048 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiklerini, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu aracın 30.01.2007 tarihli sözleşme ile davacıdan kiralandığını, söz konusu aracın şirket çalışanına tahsis edildiğini, şirket çalışanı…’nin 27.03.2007 tarihinde gece araç ile seyir halinde iken önüne çıkan kediyi ezmemek için ani fren yaptığı sırada kaza yapması neticesinde hasarın meydana geldiğini, taraflar arasındaki kira sözleşmesi gereğince davacının zararın tazminini sigorta şirketinden talep edebileceğini, sigorta şirketine yapılan müracaatın reddedilmesinin, müvekkilinden zararının talep edilmesine imkan vermeyeceğini, ayrıca araç sürücüsünün kaza mahallini terk etmesinin veya tespit edilememesinin sigorta açısında teminat dışında kalan hallerden olmadığını, bu nedenle öncelikle sigorta şirketine karşı dava açılması gerektiğini, davacının, sigorta şirketine dava açmak yerine, salt sigorta şirketinin ret beyanına göre eldeki davayı açtığını, oysa sigorta şirketinin hasarın poliçe teminatı kapsamında olmadığının kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma sonrasında bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişi heyeti sigortaya başvurunun önşart olduğu, sigorta poliçe limitinin 32.000 TL, hasar bedelinin 21.000 TL olduğunu belirtmiş, mahkemece sigorta klozunun kiracıyı sigortayı sigorta kapsamına aldığı, davalı yönünden feragat anlamı taşıdığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Taraflar arasındaki 30.01.2007 tarihli sözleşmenin 7. maddesi kiracının kaza sonrası kiralayanın sigortaya başvurusunu sağlayabilmesi için yükümlülüklerini düzenlemiş olup, kiracının 7. maddesinde, belirtilen durumlarda sigorta şirketine müracaat edilmemesi durumundan kiracının sorumluluğu düzenlenmiştir. Söz konusu madde sigortanın ödeme yapmaması halinde davalının sorumluluğunu kaldıran bir düzenleme bulunmamaktadır. Zira sözleşmesinin 8. maddesi ile araçların tesliminde olağan kullanım dışında oluşmuş, belgelenemeyen veya sigorta şirketinden tahsil edilemeyen her türlü hasar ve zarardan kiracının sorumlu olacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmedeki bu hüküm aslında hem haksız eylem hem de sözleşmeden dolayı sorumlu olan davalının sorumluluğunu sigorta şirketinin zararı tazmin etmemesi koşuluna bağlı bir sorumluluk olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Sözleşmenin bu hükmü, davacının zarardan asıl sorumlu olan davalı yanında sigorta şirketinin de davacı yararına sorumluluğa katılmasını sağlamaya dönük bir düzenlemedir. Ayrıca, sözleşmede sigorta şirketi hakkında tüm yasal yolların tüketilmesi durumunda dahi zararı tazmin olanağı kalmadığı takdirde davalı kiracıya yönelinmesi gerektiğine ilişkin bir koşul yoktur. Sigorta poliçesi davacı yararına düzenlenmiş olmakla davacı, asıl zarar sorumlusu olan davalı yanında sigorta şirketini de müteselsil sorumlu haline getirmiş olup, müteselsil sorumlulardan birlikte ya da münferiden tazminat talebinde bulunması mümkündür. Yine hasarın sigorta şirketinden tazmin edilememiş olması da davalı yönünden feragat sonucu doğurmaz. O halde mahkemece müteselsil sorumlulardan birlikte ya da münferiden tazminat talebinde bulunulabileceği dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken sözleşme hükmüne yanlış anlam vermek suretiyle ve bozma ilamına aykırı olacak şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.