YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3601
KARAR NO : 2016/4354
KARAR TARİHİ : 24.10.2016
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl dava, eser sözleşmesi uyarınca ayıplı ifa sonucu uğranılan zararların tahsili, birleşen dava ise iş bedeli alacağının tahsili istemiyle yapılan takipte borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi istemi ile açılmıştır. Davalı reddini savunmuş, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Taraflar arasında düzenlenen 16.08.2005 tarihli sözleşme ile otomasyon modernizasyonu işinin toplam 130.000,00 Euro+KDV bedelle yapımı kararlaştırılmış, iş bedelinin %60’ının malzeme tesliminde, bakiye kısmını ise işin kabulünden sonraki ilk ödeme gününde havale şeklinde ödemesi kabul edilmiştir. Modernizasyon işinin davalı yüklenici tarafından tamamlanarak 19.10.2005 tarihinde irsaliye ile davacı iş sahibine teslim edildiği sabittir. Sözleşmede üretim hatalarına karşı 1 yıl, yazılım ve revizyon desteği için 6 ay garanti verilmiştir. Davacı iş sahibi 15.05.2006 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarında arızaların giderilmesini istemiş, giderilmediğinden tespit yaptırarak davalıya bildirmiş, ancak yine sonuç alınamayınca dava dışı firmaya sözleşmenin garanti koşulları başlıklı maddesi uyarınca ihmal ettirerek otomasyon sistemi çalışır hale getirilmiştir. Bu hali ile iş sahibinin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 360. maddesi hükmünce seçimlik hakkını ayıbın giderilmesi yönünde kullanmış, davada ayıp bedeli ile birlikte ayıptan kaynaklanan zararın tahsilini istemiştir. Mahkemece ayıptan doğan zarara
hükmedilmiş ise de ayıp bedeli bilirkişilerce hesaplanmasına karşın hüküm altına alınmamıştır. Oysa yapılması gereken iş birleşen davada iş bedelinin tamamına hükmedildiğinden yaptırılan bilirkişi incelemesine göre saptanan 32.500,00 Euro ayıp giderim bedelinin de ayıptan kaynaklanan zararla birlikte hüküm altına alınmasından ibarettir. Bu husus gözetilmeden ve bilirkişi raporuna itirazı yanlış değerlendirilerek ayıp bedelinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte yazılı nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 1.350,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 24.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.