YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/33137
KARAR NO : 2016/21968
KARAR TARİHİ : 31.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5846 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanıkta yakalanan dava konusu bandrolsüz eserler ile ilgili olarak suçun mağduru olan …. Tic. A.Ş. vekilinin hak sahipliği belgesi ile hak sahibi olduğunu ispatlaması karşısında, sanık hakkında 18/10/2007 tarihli eylem nedeniyle 5728 sayılı yasa ile değişik 71/1 ve 81/13 maddesinin uygulanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizin de benimsediği 08/04/2014 tarih 2013/7-591 Esas 2014/171 karar sayılı kararında açıklandığı üzere, bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında suçun mağdurunun doğrudan eser sahipleri olmayıp toplum olduğu cihetle;
Sanık hakkında açılan ve asıl dosya ile birleştirme kararı verilerek görülen dava dosyalarının incelenmesinde, kamu davalarına konu suçların işlendiği 18.10.2007 ve 01.12.2007 tarihleri arasındaki zaman aralığı ve iddianame tarihleri açısından hukuki kesintinin gerçekleşmemiş olması karşısında, sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdura karşı aynı suçu birden fazla işlediği anlaşıldığından, sanık hakkında TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca uygulama yapılması yerine ayrı ayrı hüküm kurulması,
3- Denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkındaki hükmün aynen açıklanması gerekirken CMK’nın 231/11. maddesine aykırı olarak kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilmek suretiyle hüküm kurulması,
./..
4- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının infazı kabil kesinleşmiş mahkumiyet kararı niteliğinde olmadığı gözetildiğinde, davaya konu ürünlerin açıklanan hükümde TCK 54. Maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken, 04/02/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara atıfla yetinilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.