YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7294
KARAR NO : 2016/7456
KARAR TARİHİ : 09.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
I-Sanık … müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yokluğunda verilen ve usulüne uygun olarak 17.12.2013 tarihinde tebliğ olunan hükmü, yasal süresinden sonra 18.02.2014 tarihinde temyiz ettiği anlaşılan sanık müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Cumhuriyet savcısının, sanık … hakkında “2006 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında tekrar suç işlemeyeceği konusunda bir kanaatin oluşmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş olması karşısında, TCK’nun 51. maddesinin de uygulanma koşulu bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu hususa ilişen bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı artırıcı ve azaltıcı nedenin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
III-Sanıklar … ile … hakkında “2005 takvim yılında sahte fatura düzenlemek” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısı ile sanık … müdafiinin temyiz istemlerine gelince;
1- Sanık …’nın, şirketin kurucu ortaklarından olan eniştesi …’in devlet memuru olması nedeniyle şirket ortaklığının sıkıntı yarattığını,bu yüzden hissesini başkasına devretmek istediğini,hemen devredecek kişi bulamayınca da kendisine devrettiğini,şirkete ortaklığının 30-35 gün kadar sadece kağıt üzerinde devam ettiğini,bu süre içerisinde de şirketle ilgili herhangi bir işlem yapmadığını,fatura kesmediğini,şirkete dahi hiç gitmediğini beyan ederek yüklenen suçu kabul etmemesi,dosyada mevcut belgelerden sanığın 07.09.2005 tarihinde …’den aldığı şirket hissesini 19.10.2005 tarihinde diğer sanık …’a devrettiğinin anlaşılması,dosya içerisinde sadece 2006 takvim yılına ait faturaların bulunması, 2005 takvim yılına ait fatura bulunmaması, sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi ve 2005 takvim yılında düzenlendiği iddia olunan son sahte fatura tarihinin dava zamanaşımı yönünden de önemli bulunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için;öncelikle 2005 takvim yılına ait suça konu fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulmasından sonra incelenerek, Kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi,sanık …’nın yetkili ve ortak olduğu 07.09.2005-19.10.2005 tarihleri arasında düzenlenmiş faturalara rastlanması halinde bu faturaları kullanan şahıs ve şirket yetkilileri dinlenerek faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları, sanık …’nı tanıyıp tanımadıkları sorularak gerektiğinde faturalar üzerindeki yazı ve imzaların sanık …’nın eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu da aldırıldıktan sonra toplanan tüm delillere göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden dolayı, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.