Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/12252 E. 2016/12775 K. 14.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12252
KARAR NO : 2016/12775
KARAR TARİHİ : 14.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ …

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı … vekili ve davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; davacılardan ile davalının ortak olarak 60.000,00 TL bedelle bir kepçe satın aldıklarını ve bu alım ile ilgili olarak da 20.05.2011 tarihli sözleşmeyi yaptıklarını,davalının bu kepçe alımından doğan 30.000,00 TL’lik borcunu davacı …’in eşi olan diğer davacı …’ın hesabına farklı tarihlerde banka havalesi ile gönderdiğini, davacı …’in sonrasında ortak oldukları kepçeyi 60.000,00 TL’ye dava dışı …’a sattığını, bu satış nedeniyle davalının davacı …’ten 30.000,00 TL’lik alacağı doğduğunu, bu alacağının 13.000,00 TL’sini dava dışı …’un davalıya elden ödediğini, bakiye 17.000,00 TL’nin ise davacı … tarafından banka havaleleri ile davalıya ödendiğini,yine davalı adına dava dışı …’in de havale ile 600,00 TL’yi davalıya ödediğini, davalının buna rağmen her iki davacı hakkında … 6.İcra Müdürlüğü’nün 2011/6833 E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, davacıların davalıya borçları olmadığını belirterek,davacılardan …’ın kendisine gönderilen havalelerden ve 20.05.2011 tarihli protokolden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davacılardan …’in icra takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti ve davalı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde;… Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve yetki itirazında bulunduğunu, esas yönünden ise;davacılardan …’in dava dışı …’a ortak oldukları kepçeyi değil de başka marka bir kepçeyi sattığını, söz konusu kepçe satışından bilgisi olmadığını ve davacı …’in bu satış nedeniyle kendisine para vermediğini, yani davacı …’in aralarındaki ortaklık ilişkisi nedeniyle tarafına ödemesi gereken 30.000,00 TL’yi ödemediğini, davacının tarafına yaptığını iddia ettiği ödemelerin yapılmadığını, davacılardan …’ın ise diğer davacı …’in eşi olduğunu ve ticari faaliyetleri her iki davacının birlikte yaptıklarını, bu nedenle de davacı …’ın hesabına söz konusu havalelerin yapıldığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; HMK’nun 6. maddesine göre davalının yerleşim yeri olan … Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçe gösterilerek, davanın yetki nedeniyle reddine ; dosyanın karar kesinleştiğinde yetkili … Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı … vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, İİK.’nun 72.maddesine dayalı, menfi tespit talep edilmektedir.
Davalı, süresinde yetki itirazında bulunmuştur.
İİK.nun 72/son maddesinde; menfi tespit davasının, davalının (alacaklının) yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesinde açılabileceği gibi; icra takibinin yapıldığı (takibi yapan icra dairesinin bulunduğu) yer mahkemesinde de açılabileceği belirtilmiş bulunmaktadır. Bu konudaki seçimlik hakkı davacı borçluya aittir.
Somut olayda; davalının davacılar hakkında 22.08.2011 tarihinde 20.000 asıl alacak ile 310,68 TL asıl alacak faizi olmak üzere toplam 20.310,68 TL üzerinden icra takibi yaptığı, davacıların ödeme emrine süresinde itiraz etmedikleri, … 2.İcra Hukuk Mahkemesi’nde ödeme emri tebliğlerinin usulsüz olduğu gerekçesi ile açtıkları icra takibine itiraz davasının ise ödeme emirlerinin tebliğ edildiği adreslerin davacı borçluların mernis adresleri olduğundan bahisle reddedildiği, bu şekli ile icra dosyasında takip işlemlerinin devam ettiği ve haciz işlemlerinin yapıldığı, davacıların da icra takibinden sonra davalıya borçlu bulunmadıklarının tespitine yönelik olarak eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Davalı, her ne kadar, süresi içinde yetki itirazında bulunarak kendisinin yerleşim yeri olan … mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmiş ve mahkemece de HMK’nun 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahı olan … mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçe gösterilerek davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş ise de; yukarıda da ifade edildiği üzere davacı borçlu menfi tespit davasını İİK’nun 72/son maddesi gereği davalının (alacaklının) yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesinde açabileceği gibi; icra takibinin yapıldığı (takibi yapan icra dairesinin bulunduğu) yer mahkemesinde de açabilecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece; davacı borçluların İİK’nun 72/son maddesindeki düzenlemeye göre menfi tespit davasını davalının (alacaklının) yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesinde açabilecekleri gibi; icra takibinin yapıldığı (takibi yapan icra dairesinin bulunduğu) yer mahkemesinde de açabilecekleri bu konuda seçimlik hakka sahip oldukları,davacı borçlular hakkında icra takibinin yapıldığı yerin ise … ili olduğu da gözetilmek suretiyle işin esasına girilmek suretiyle inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.