Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/8381 E. 2016/11601 K. 17.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8381
KARAR NO : 2016/11601
KARAR TARİHİ : 17.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; enerji bedeli borcunun ödenmediğini, başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalı limited şirketin takibe itirazı bulunmadığından bu davalı yönünden davanın reddine; davalılar …. ve …. hakkında açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, somut olayda; davacının, 2007 yılı 9, 10, 11, 12 dönemleri ile 2008 yılı 1, 2, 3 dönemine ait fatura bedelleri ödenmediğinden icra takibine giriştiği, icra dosyasına sunulan ve davalılar …. ve … tarafından imzalanan itiraz dilekçesinde borcun şirkete ve kendilerine ait olmadığını belirttikleri, şirket ortaklarının davalılar … ve … olduğu, şirket yetkilisinin … olduğu anlaşılmaktadır.
İcra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinden, gerçek kişi davalıların hem kendileri hem de ortağı ve yetkilisi oldukları davalı limited şirket adına itirazda bulundukları açık olduğundan; limited şirkete açılan davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca; icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötüniyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan, alacağın mutlaka bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Somut olayda, icra takibine konu borç abonelik sözleşmesinden kaynaklandığından alacak likittir, mahkemenin davacının bu talebinin reddine dair kararı da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.