Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/4728 E. 2016/11611 K. 17.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4728
KARAR NO : 2016/11611
KARAR TARİHİ : 17.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacı tarafından davalı araçlarının bakım, tamir, servis işinin yapıldığını, fatura konusu işlerin yapılıp teslim edildiğini, bedelin ödenmediğini, başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 12.074.00 TL üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
6100 sayılı …nun 27.maddesinde; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir” düzenlemesi yeralmaktadır.
Somut olayda; mahkemeye 10/07/2014 tarihinde sunulan bilirkişi raporunun davalı yana tebliğ edilmediği, 17/07/2014 tarihinde karar verildiği, davalı yana bilirkişi raporuna itiraz hakkı tanınmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, …nun 27.maddesinin yanısıra, HMK 280.maddesine (bilirkişi raporunun verilmesi) ve 281.maddesine (bilirkişi raporuna itiraz) aykırı uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır.
…nun 266. ve devamı maddeleri gereğince; Çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerekir. Ancak, bilirkişi seçimi yapılırken düşüncesine başvurulacak kişi veya kişilerin özel ve teknik bilgilerinin yeterli olup olmadığı üzerinde durulması gerekir.
Aynı ilkeler, HUMK.nun 275. ve devamı maddelerinde de düzenlenmiştir.
Somut olayda ise; hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi Avukat olup uyuşmazlığın doğru olarak tespiti ve çözümlenmesi için gerekli uzmanlığa sahip değildir.
Bu durumda, mahkemece; uyuşmazlık hakkında uzman bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, konunun uzmanı olmayan bilirkişinin hazırladığı rapor esas alınarak, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.