YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4639
KARAR NO : 2016/7443
KARAR TARİHİ : 09.11.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenlemek
HÜKÜM : Asıl Karar: Mahkumiyet
Eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, 1412 sayılı CMUK’nın 311. maddesine göre inceleme mercii Yargıtay’ın ilgili Dairesi olduğundan, sanık …’ın Mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 06.02.2014 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde; sanığın yokluğunda verilen hükmün sorgusunda beyan ettiği adrese tebliğ edilememesi üzerine,mernis adresine 7201 sayılı tebligat Kanununun 21/2.maddesi uyarınca yapılan 17.12.2012 tarihli tebligat işleminin, anılan maddedeki “ …tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır” hükmüne ilişkin hususları içermemesi nedeniyle geçersiz olup sanık …’ın öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü;
1-Sanıklar …, …, … hakkında 2006-2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık …’ın, şirket kurmadığını, sahte fatura düzenlemediğini, diğer sanıklarla Bor ilçesinde kahvede otururken tanıştığını, iş bulacaklarını söyleyerek kendisinden evrak istediklerini, fotoğraf, nüfus cüzdanı örneği, ikamet belgesi gibi belgeleri verdiğini, fakat iş için çağrılmadığını savunması, sanık …’un, şirket ortağı olmakla birlikte şirket faaliyetleriyle ilgilenmediğini, sahte fatura kesmediğini, kesildiğinden de haberi olmadığını savunması, sanık …’nın şirketi sanık … ile birlikte kurduklarını, 2007 yılına kadar 1,5-2 yıl birlikte çalıştırdıklarını, zarar ettiği için hissesini sanık …’a devrettiğini, sahte fatura kesmediğini savunması, sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için;öncelikle adli emanette bulunduğu belirtilen suça konu faturalar celp edilip incelenmek suretiyle Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediği tespit edilerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması,suça konu faturaları kullanan şahıs ve şirket yetkilileri dinlenerek faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması, gerektiğinde faturalar üzerindeki yazı ve imzaların sanıkların eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu da aldırıldıktan sonra toplanan tüm delillere göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,yasaya aykırı,
2. Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanıkların sadece kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin,Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanıklar …, …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.