Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/2586 E. 2016/11616 K. 17.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2586
KARAR NO : 2016/11616
KARAR TARİHİ : 17.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki menfi tesbit/tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; davalı idarece, müvekkilinin kaçak elektrik kullandığından bahisle 18.12.2003 tarihli tutanağın tanzim olunduğu ve bu tutanağa istinaden 14.709,39 TL fatura çıkartıldığını; bu faturanın tahsili için müvekkili aleyhine …. 4.İcra Müdürlüğünün 2004/19139 sayılı dosyasında 22.376,00 TL icra takibi başlatıldığını, müvekkili hakkında yapılan ceza yargılaması neticesinde beraat ettiğini; ancak, buna rağmen davalının icra takibine devam ettiğini; bilahare müvekkili tarafından icra dosyasına 19.000,00 TL yatırıldığını, davalının bu meblağ kadar sebepsiz zenginlenmiş durumda olduğunu; ayrıca, davacının iş yerini devrederek davalıya olan borcunu kapatmaya mecbur kaldığını ve bunun neticesinde büyük maddi ve manevi zararlar gördüğünü belirterek; müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasındaki takibin iptaline, müvekkili tarafından icra dosyasına yatırılan 19.000,00 TL’nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi kayıpların telafisi için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bir yıllık yasal süre geçtikten sonra istirdat talebinde bulunulduğunu; 18.12.2003 tarihinde yapılan kontroller sırasında davacının “sayaç harici tesisattan hat çekilerek isteğe bağlı olarak sayacı durdurmak suretiyle kaçak elektrik kullandığının” tespit edildiğini, tespit edilen kaçak kullanımı nedeniyle 14.709,397 TL tutarında borç fatura edildiğini, borç miktarının ödenmemesi üzerine icra takibine geçildiğini savunarak; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davacının takip dosyasına konu fatura nedeniyle takip tarihi itibariyle 10.602,16 TL borçlu olmadığının tespitine, bu miktarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anılan karar, Dairemizin 2014/2960 Esas–2014/5913 Karar sayılı ve 14/04/2014 tarihli kararı ile ” … Davacı tarafın, dağıtım sistemine veya sayaca müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek eylemi kaçak elektrik enerjisi tüketimi olduğu ve Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre kaçak elektrik bedeli hesabı yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, dosyanın yeniden bilirkişiye verilmesi, bilirkişiden davacının icra dosyasına yapmış olduğu itiraz da dikkate alınarak, davalı kurumun davacı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin ve faizinin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’ne ve Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar hakkında 622 sayılı karara göre yeniden hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınması, davacının sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedelinin ve faizinin duraksamasız belirlenmesi, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile bozulmuş; mahkemece bozma kararına uyularak yargılamaya devam edilmiş ve bozma kararından sonra elektrik mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan rapor dayanak alınarak hüküm oluşturulmuştur .
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, takip konusu borç nedeni ile davacının 20.133,21-TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin isteminin reddine (2.005,02- TL) karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir .
“Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde,Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz. (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka,taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtay’ın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık,temyiz eden tarafın,önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan ) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir.” (Prof.Dr.Baki Kuru,Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Cilt ;5, 2001, s; 4732 -4737 )
Somut olayda; mahkemenin ilk kararında davacının 10.602.16.-TL borçlu olmadığının tespitine hükmedilmiş, anılan bu karar sadece davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve yukarıda anılan nedenler ile bozulmuştur.Bozmaya uyulduktan ve bozma gerekleri yerine getirildikten sonra bu defa davacının 20.133.21-TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Oysa, önceki karar davacı tarafından temyiz edilmemiş olduğundan o kararda hükmedilen miktar davalı yararına kazanılmış bir hak oluşturmuştur. O halde, mahkemenin davalı yararına kazanılmış hakkı ihlal ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.