Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/3534 E. 2016/7520 K. 14.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3534
KARAR NO : 2016/7520
KARAR TARİHİ : 14.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi Usul Kanununa aykırı davranmak
HÜKÜM : Mahkumiyet

I- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Aynı takvim yılı içerisinde birden çok sahte fatura kullanan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın altsoyu dışında kalan kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1- Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluk 213 sayılı Kanunun 10 ve 333. maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı yasanın 359 ve 360. maddelerinde öngörülen cezaların bu fiileri işleyenler hakkında hükmolunacağı belirtilmiştir. Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilci bulunup da suç, eylem ve fikir birliği içinde işlenmemişse sorumluluk, cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak, suçun şekli sorumlusu değil ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye aittir. Somut olayda, 2008 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçunu işlediği iddia edilen sanık …’in, şirketin evrak ve alım-satım işleri ile diğer sanık …’ın ilgilendiğini savunması, diğer sanık …’ın da bu savunmayı doğrulaması karşısında; sanık …’in yüklenen suça katıldığına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Aynı takvim yılı içerisinde birden çok sahte fatura kullandığı kabul edilen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın altsoyu dışında kalan kişiler üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 14.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.