Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/11545 E. 2016/22148 K. 07.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11545
KARAR NO : 2016/22148
KARAR TARİHİ : 07.11.2016

6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı davranmak suçlarından sanıklar …, …, …, … ve … haklarında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, Kumru (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince verilen 05/06/2013 gün ve 2010/60 Esas, 2013/196 Karar sayılı hükümlerin katılan temsilcisi, sanık … müdafii, sanık … müdafii ve sanık … tarafından temyizleri üzerine,
Dairemizin 19/04/2016 gün ve 2015/9248 Esas, 2016/15866 sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
I)Katılan temsilcisinin sanıklar … ve … yönünden temyiz istemine yönelik incelemede;
Hüküm tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yasa yoluna başvurulması mümkün olup, kararın temyizi olanaklı bulunmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları da dava konusu olan el konulmuş eşyanın, nakil aracının müsaderesi ya da iadesi kararlarını ve vekalet ücretine ve tazminat istemine ilişkin kararları da kapsayacağından, katılan temsilcisinin dilekçesinin itiraz merciince değerlendirilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
II)Katılan temsilcisinin …, …, … yönünden temyiz istemine yönelik incelemede;
02/11/2011 tarihinde yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) 6/3. maddesi uyarınca, aynı KHK’nın 5. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen usullere göre muhakemat hizmeti temin edilemeyen hallerde adli ve idari davalar ile icra takiplerini yürütmek üzere merkez ve taşra birim amirlerine, anılan KHK’nın 2/1-e maddesinde tanımlanan üst yönetici tarafından temsil yetkisi verilebileceğinin hüküm altına alınmasına göre, dava takip yetkisinin üst yönetici tarafından  müdürlük teşkilatı bulunan yerlerde orman işletme müdürüne, şeflik teşkilatı bulunan yerlerde ise orman işletme şefine devredilebileceği, taşra birim amirlerinin bu yetkilerinin devredilmesinin ise anılan KHK tarafından öngörülmediği gözetildiğinde dava takip yetkisi bulunmayan dava takip memurunun temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
III)Sanıklar …, …, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık …’un temyiz isteminin incelenmesinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
İddianamede suç tutanağına atıf yapılarak kayın ağaçlarının usulsüz kesildiğinin anlatılmasına, 28.01.2010 tarihli suç tutanağında tüm ağaçların motorlu testere ile kesildiğinin belirtilmesine göre; tebliğnamenin C bölümündeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yükletilen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş; sanıklar … ve …. müdafilerinin ve sanık …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca, hükümlerden TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkartılıp, yerine ”24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına,” ibareleri yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/07/2016 gün ve KD-…. sayılı yazısı ile;
Sanık …’ın dikiliden kesim ihalesini orman işletme şefliğinden aldıktan sonra kesim işini sanıklardan …’a protokol ile devrettiği,diğer sanık …’un da kesim işinde çalıştığı, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen bu nedenle kaçak orman envalini nakletmekten mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar …. ve ….’un da kesilen envali sanık …’in orman envali işleme atölyesine tonu 70,00.-TL’den taşıma anlaşması yaptığı, işlenen orman envalinin de yine taşıyıcı sanıklar tarafından tonu 70,00.-TL’den …’daki… parke fabrikasına taşınacağı üzerine sözleşmelerin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Suç tarihi olan 24/11/2009 tarihinde sanık … …’un sevk ve idaresindeki … plakalı araçta nakliye kağıdı olmayan orman envalinin nakledildiği anlaşılması üzerine 25/11/2009 tarihli suç tutanağının sanık … … aleyhine tanzim edildiği, daha sonra 28/01/2010 tarihli ek suç tutanağı ile de kesim yerine gidilip 177 ve 197 nolu bölmelerde kesilen ağaçlara dair tespitler yapıldığı, bu tespitlerden de sanık …’ın dikiliden kesim yapılan yeri ihale ile aldığı ve damgalı ağaçlar dışında da ağaçların kesildiğinden bahisle sorumlu tutulduğu görülmektedir.
Kesim işinin sözleşme gereği orman işletme şefliği görevlilerinin gözetiminde yapılması, kesilen ağacın kesildiği yerin 15 cm kadar altının orman görevlileri tarafından mühürlenmesi, aynı mühür ile küçültülmüş ve nakliyeye hazır hale getirilmiş ağaçların da mühürlenmesi gerekmekte ve usulün bu şekilde işlemesi gerekliliği vardır.
Sanık … savunmalarında kendi işletmesine hiç bir mühürsüz orman envali getirilmediğini, kesim yerinden usulsüz yapılan kesimlerin nereye götürüldüğünü bilmediğini savunmuştur. Sanığın işletmesinde herhangi bir mühürsüz orman envali de tespit edilememiştir. Sanığın bizzat kesim yapmadığı da sabittir.
Buna göre, sanığın atılı suçtan sorumu tutulabilmesi için kesim yapan kişilerle iştirak iradesinin olması gerekir. Yargılamaya konu olayın yukarıda açıklanış şekline göre iştirak iradesi öncelikle usulsüz kesilen en az bir kısım orman envalinin sanık …’in işletmesinde ele geçirilmesi ile mümkün olabileceği açıktır. Bu yönde bir tespit yoktur. Gelinen aşama itibariyle de bu tespit mümkün değildir.
Bilindiği üzere sözleşme ile hukuki sorumluluk üstlenilebilir ancak cezai sorumluluk üstlenilemez. Ceza hukukunda her kişi eyleminden sorumludur.
Sanık …’in ihale ile aldığı orman envalinin kaç m3 tomruk olabileceği, bu miktar tomruğun … işletmesine satılıp satılmadığı gerek sanık …’in gerekse … işletmesinin ilgili tarih aralığında yer alan kayıtlarından araştırılarak temini mümkündür. Fazlaya dair satım varsa sanık …’in bu fazlalığı ne şekilde temin ettiği araştırılabilir. Buna göre elde edilecek verilerle sanık …’in kesim işini aldığı bölgede yapılan kesimin aşırı fazlalığı dikkate alınarak diğer sanıkların eylemine katılıp katılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varmak mümkün olabilecektir.
Bu yönden bir araştırma yapılmayarak sırf sanığın kesim yapılan bölgeyi ihale ile aldığı, sözleşmesinin 31. maddesi uyarınca kaçak kesimden 6831 sayılı yasa kapsamında sorumlu olacağına kabulüne dayanarak mahkumiyet hükmü tesisi usul ve yasalara aykırıdır. Yerel mahkeme hükmünün yukarıda açıklandığı şekli ile eksik inceleme nedeniyle bozulması gerekirken sair yönlerden düzeltilerek onanmasına karar verilmesi usul ve yasalara aykırı görülmüştür.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
I-Sanık … hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı davranmak suçundan verilen …..(Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 05/06/2013 gün ve 2010/60 Esas, 2013/196 Karar sayılı mahkumiyet hükmü yönünden Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 19/04/2016 gün ve 2015/9248 Esas, 2016/15866 sayılı “DÜZELTİLEREK ONAMA” kararının KALDIRILMASI ile hükmün BOZULMASINA karar verilmesi,
II-İtiraz yerinde görülmediği takdirde, itiraz hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na TEVDİİ,
İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR:
Dairemizin 19/04/2016 tarih ve 2015/9248 Esas, 2016/15866 sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMEK üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.