Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/4049 E. 2016/7554 K. 14.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/4049
KARAR NO : 2016/7554
KARAR TARİHİ : 14.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanık … hakkında: Beraat Sanık … hakkında: Mahkumiyet

1- Sanık …’e ait yapının kaçak olarak yapılan çatı katı ile ilgili yıkım kararı verilmesinden sonra, yapıda yapılacak tadilatın ilgili kanun, yönetmelik ve standartlara tamamen uygun olup deprem riski açısından taşıma riskinin bulunmadığına ilişkin 28.04.2011 tarihli “TEKNİK RAPOR (Tadilat)” başlıklı belgenin sahte olarak düzenlenip sanık … tarafından … Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne ibraz edildiği, sanıkların resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilen olayda, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 9/2. maddesinde, yapı denetim kuruluşunun ortak ve yöneticileri, mimar ve mühendisleri ile laboratuvar görevlilerinin bu kanun hükümleri çerçevesinde yapmaları gereken denetimi yapmadıkları halde yapmış gibi veya yapmalarına rağmen gerçeğe aykırı olarak belge düzenlemeleri halinde Türk Ceza Kanununun resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılacağının düzenlenmesi, sanık …’in savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek, suça konu belge üzerindeki imzanın …’a ait olduğunu savunması, sanık …’nin ise yapılacak işlemler için diğer sanık …’e vekalet verdiğini, suça konu belgenin bilgisi dışında düzenlenip kullanıldığını savunarak temyize cevap dilekçesine vekaletnamenin fotokopisini eklemesi, tanık …’in soruşturma aşamasında “… Bu teknik tadilat raporuna dayanılarak daha önce verilen yıkım kararı kaldırılmıştı. Yapı Kontrol Müdürlüğü tarafından yerinde kontrol yapıldıktan sonra onaylanan yeni proje ile uygunluğunun karşılaştırılıp bundan sonra yıkım kararının kaldırılması gerekirdi…” şeklinde beyanda bulunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, suça konu belgenin 4708 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen belgelerden olup olmadığının araştırılması, Atanur Yılmaz’ın anılan Kanunun 9/2. maddesinde sayılan kişilerden ise sübutu halinde eylemin 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu, aksi takdirde TCK’nun 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı cihetle; … Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne ibraz edilen suça konu belgenin gerçekliği ve doğruluğunun mutaden araştırılıp araştırılmadığı sorularak, mutaden araştırılıp sonucuna göre işlem yapıldığının tespiti halinde araştırma sonucu belgenin sahteliğinin ortaya çıkacağı, bu nedenle hukuki sonuç doğurmayacağından sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı, mutad araştırma zorunluluğu yoksa, yüklenen suçtan elde edilen menfaatin yapı sahibi sanık …’e ait olduğu da gözetilerek, bahse konu vekaletnamenin onaylı suretinin getirtilip incelenmesi, suça konu belge üzerinde yer alan imzanın sanık … ve …’a aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2- 5237 sayılı TCK’nun 51/7. maddesinde “hükümlünün deneme süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin” belirtilmesi karşısında; mahkemece “Sanığın denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ertelenen cezanın 51/7. madde uyarınca takdiren tamamının infaz kurumunda çektirilmesine” karar verilerek infazı kısıtlayacak şekilde hüküm tesisi,
3- Suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanması yerine TCK’nun 54. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, yasaya aykırı,
4- Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından hiçbir şekilde uygulanamayacağının gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık … yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 14.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.