Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/14305 E. 2016/13496 K. 10.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/14305
KARAR NO : 2016/13496
KARAR TARİHİ : 10.10.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

… ile … aralarındaki katılma alacağı, eşya alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair …. 1. Aile Mahkemesi’nden verilen 26.09.2013 gün ve 2010/127 Esas, 2013/598 Karar sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz ve ev eşyaları nedeniyle 31.500,00 TL alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, taşınmazın evlilik birliği içinde edinilmediğini, kişisel mal olduğunu iddia ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ev eşyası yönünden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebinin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Tasfiyeye konu taşınmazın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye (karara en yakın) tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, taşınmazın satın alınmasına ilişkin akit tablosuyla birlikte tapu kaydı, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 14.10.2002 tarihinde evlenmiş, 21.08.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı m. TKM 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202). Tasfiyeye konu 2039 parsel 2 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 02.05.2003 tarihinde diğer tahsisler yoluyla, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tasfiyeye konu 2039 parsel 2 nolu bağımsız bölümün tapu kaydına göre davalı … adına tescil edildiği 02.05.2003 tarihinde ….. Bankası lehine 20.000,00 TL borç karşılığında ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Sözkonusu ipoteğin tasfiyeye konu taşınmazın edinilmesine ilişkin olup olmadığı, ipoteğe esas borcun ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ne kadarlık bölümün mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ödendiği, dosya arasındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Talep hakkında karar verilebilmesi için söz konusu hususun açıklığa kavuşturulması gerekir.
Mahkemece yapılacak iş, ipotek akit toblosunun Tapu Müdürlüğü’nden istenilerek dosya arasına konulması, bundan sonra ipoteğin taşınmazın edinilmesine yönelik krediye ilişkin olduğu anlaşılması halinde, yukarıda açıklanan Dairemiz ilke ve uygulamalarına göre, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosunun ilgili bankadan getirtilerek, iddia ve savunma çerçevesinde talep hakkında karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde dava konusu taşınmazın evlilik öncesi 16.04.2002 tarihinde edinildiğinden davalının kişisel malı olduğu gerekçesiyle, bu konudaki talebin reddine, karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine; taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.