Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/17732 E. 2016/11707 K. 18.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17732
KARAR NO : 2016/11707
KARAR TARİHİ : 18.10.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, tapu iptali ve tescil isteminin reddine, alacak isteminin kabulüne yönelik olarak verilen hüküm, davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiş, hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 18.10.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av. … ile davalı … vekili Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, amcası olan davalı …’in …’de ihtiyaç nedeniyle satılığa çıkarılan bir arsa bulunduğunu ve arsa bedeli olan 495.000 TL’nin diğer davalılar adına olan banka hesabına aktarması halinde arsa tapusunu davacı adına almak üzere işlemleri başlatacağını söylediğini, müvekkilinin 16.03.2011 tarihinde 495.000 TL parayı bildirilen hesap numarasına aktardığını, ancak müvekkilinin taşınmazın 30.03.2011 tarihinde davalı … adına tescil edildiğini ve taşınmazın 495.000 TL’den daha düşük bir bedelle alınması nedeniyle gönderilen paranın önemli bir kısmının diğer davalılar tarafından …’e iade edildiğini öğrendiğini ileri sürerek; davaya konu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin davalı … ve …’ten müştereken ve müteselsilen tahsilini, bu taleplerinin de kabul edilmemesi halinde ödenen 495.000 TL’ nin yasal faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, esas yönünden ise 495.000 TL’lik banka dekontunda ödemenin ne için yapıldığını gösteren kayıt bulunmadığını, müvekkilinin taşınmaz alım satımında iddia edildiği gibi bir görev üstlenmediğini savunarak, davanın reddini istemiş, davanın kabulü halinde ise davacı tarafından satılan taşınmazda hak sahibi olması nedeniyle satış bedelinin 1/3 üne tekabül eden alacağının, davaya konu tutar ile takas edilmesini istemiştir.
Davalılar İsmail ve … vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, esas yönünden ise uyuşmazlığın davacı ile davalı … arasında olduğunu, müvekkili …’ün taşınmazı …’e 495.000 TL karşılığında sattığını, ödeme dekontunda açıklama olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …’ün yargılama sırasında ölmesi üzerine davaya dahil edilen mirasçıları davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; tapu iptaline ilişkin davanın reddine, alacak davasının kabulü ile 495.000 TL’nin dava tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tefhim edilen kısa kararda, alacak davasının kabulüne karar verildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda alacak davasının davalılardan … ve … yönünden kabulüne karar verilmesi ile yetinildiği, eş söyleyişle davaya dahil edilen davalı … mirasçıları hakkında hüküm tesis edilmediği belirlenmiştir. Buna göre, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, mahkemece kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde vicdani kanaate göre yeniden bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalılar için ayrı ayrı takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.