YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8385
KARAR NO : 2016/12052
KARAR TARİHİ : 24.10.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
.
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davalı … ve …. yönünden kabulüne, davalı … yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; 19/07/2007 tarihinde … ili … … Köyü, … Mevkii 97-98-99 ve 100 no.lu bölmeleri içine alan ormanlık alanda, elektrik tellerinin birbirine değip şase yapmasından dolayı çıkan kıvılcımları sebebi ile orman yangını çıktığını ve davalı elektrik idarelerinin orman yangınının çıkmasında ağır kusuru olup yangın sonucu meydana gelen zarardan da doğrudan doğruya sorumlu olduklarını, …. işletme şefi … hakkında …. 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/418 Esas sayılı dosyası ile dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu yangına sebebiyet verme suçundan açılmış olan davanın ceza dosyasının devam ettiğini belirterek, söz konusu kişi ve kurumların ihmali ve kusurlu davranışları sonucu idarenin zarara uğradığını ileri sürerek toplam 307.169,39 TL idare zararının yangın tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve … vekilleri cevap dilekçelerinde; dava konusu yangının meydana gelmesinde kusurları bulunmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Davalı … usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmadaki beyanında ise davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “alınan bilirkişi raporlarına göre yangının tellerin çarpışması sonucu çıktığı, davalı elektrik idareleri yönünden subuta eren ve haklı görülen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, diğer davalı …’ın ise ceza davasında beraat etmiş olması nedeni ile iş bu davalı açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiği” gerekçesi ile, 307.169,39 TL Tazminatın olay tarihi olan 19.07.2007 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte bu davalılardan (… ve … … Elektrik Dağıtım A.Ş) müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, davalı … hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
HGK’nun 22.06.2011 tarih 2011/3-409-435 sayılı Kararında işaret edildiği üzere; ”Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş deyişle, ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı, hukukumuzda Borçlar Kanununun 53.maddesinde düzenlenmiş olup, kural olarak; hukuk hakimi ceza mahkemesi kararları karşısında bağımsız kılınmıştır.
Bu bağımsızlık ilkesi, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı olması, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
Bir eylemin hukuka aykırılığının tespiti, her zaman bir suçun unsurlarını da taşıdığı anlamına gelmemektedir. Diğer taraftan, suçun unsurlarının varlığının tespiti halinde ise durum farklı olup, bu halde her zaman hukuka aykırılığın varlığı kabul edilmektedir.
Nitekim, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53.maddesinde (6098 sayılı TBK’nun 74.maddesinde): “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat karariyle de mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır.
Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle eylemin hukuka aykırılığını ve nedensellik bağını saptayan maddi olgular ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağından hukuk hakimini de bağlayacaktır.
Eş söyleyişle, hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı, ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgular ile bağlı olduğu yargısal uygulamada yerleşik biçimde kabul edilmiştir.
Somut olayda, dava konusu yangın olayına ilişkin olarak davalı … hakkında taksirle orman yangınına neden olmak suçundan açılan kamu davasında, … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/418 esas, 2009/708 karar sayılı kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, iş bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 3.Ceza Dairesi tarafından “Mahallinde yapılan tespit, keşif ve bilirkişi raporlarından, yangın yeri fotoğraflarından da görüldüğü gibi yangın çıkış yerinin AG hattından 20- 25 mt mesafede olması sebebi ile … hatlarından çıkmayacağının anlaşılmış bulunmasına rağmen tanık beyanlarına dayanarak mahkumiyet kararı verilmiş ise de, yangının kabule uygun olarak elektrik tellerinden çıktığının varsayıldığında da sanıkların kendilerine kusur izafe edilebilecek kontrol, bakım ve arıza giderme yaptırmadıkları yönünde dosyada herhangi bir delil bulunmadığından ve sanıkların eylemi ile yangın arasında da illiyet bağı kurulamadığı anlaşıldığından beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı üzerine yerel mahkemece verilen beraat hükmünün henüz kesinleşmediği, dosyanın Yargıtay incelemesinde olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre mahkemece, dava konusu yangın olayına ilişkin olarak yargılması devam eden ceza dosyası sonucunun bu dava için bekletici mesele yapılarak, kesinleşmesi beklenmeli ve hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.