YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20580
KARAR NO : 2016/13859
KARAR TARİHİ : 20.10.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; tefhim edilen kısa kararda evlilik birliğinin temelinden sarsılması Türk Medeni Kanununu m. 166/1 uyarınca boşanmaya karar verildiği halde, gerekçeli kararda anlaşmalı boşanma Türk Medeni Kanununu m. 166/3 uyarınca boşanmaya karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294/3. maddesi uyarınca, hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. (6100 s. HMK m.298/2) Buna göre, tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz kanun yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş. 10.04,1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesiye yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.10.2016 (Prş.)
KARŞI OY YAZISI
Eldeki dava, “evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine”(TMK.m.166/1) göre açılmıştır. Mahkemenin hukuki nitelendirmesi de bu yönde olup, kısa karara TMK. nun 166/1 maddesi yasal dayanak olarak yazılmıştır. Kararın gerekçesinde yer verilen açıklamalardan da, boşanma hükmünün TMK.nun 166. maddesinin (3.) fıkrasına değil, aynı maddenin “1.” fıkrasına dayalı olarak verildiği açıkça anlaşılmaktadır.
“Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir”[HMK.m.304-(1)].
Somut olayda da gerekçeli kararın hüküm bölümüne TMK.nun 166 maddesinin “1.” fıkrası yerine “3.” fıkrasının yazılması, maddi hataya dayalı olup, bu hatanın mahallinde düzeltilmesi her zaman için mümkündür. Dairemizin yerleşik içtihatları da bu yöndedir (Dairemizin, 28.11.2006 gün ve 2006/9646 E-2006/16472 K, 02.04.2007 gün ve 2006/16599 E-2007/5424 K, 28.05.2008 gün ve 2007/9194 E-2008/7520 K, 15.07.2009 gün ve 2008/11817 E- 2009/14119 K, 09.03.2010 gün ve 2009/2066 E-2010/4408 K, 26.01.2011 gün ve 2010/109 E- 2011/1150 K, 21.02.2012 gün ve 2011/6814 E-2012/3402 K, 02.04.2013 gün ve 2012/22843 E-2013/9054 K, 03.03.2014 gün ve 2013/22077 E-2014/4435 K, 19.10.2015 gün ve 2015/20041 E- 2015/18537 K, 21.03.2016 gün ve 2015/14375 E- 2016/5482 K. sayılı benzer kararları).
Öte yandan, “ Hakim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür” [HMK m.30-(1)].
Sayın çoğunluğun görüşü, Dairemizin yerleşik içtihatları ve Türk Medeni Kanununun 30-(1)’ maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de uygun değildir.
Bu sebeple, temyiz edilen hükmün esastan incelenip sonuçlandırılması gerekirken, sırf maddi hatadan dolayı hükmün bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.