Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/3589 E. 2016/7587 K. 16.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3589
KARAR NO : 2016/7587
KARAR TARİHİ : 16.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Sanık hakkında 2007-2008-2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura düzenlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, şirketin asıl sahiplerinin …, …, …,şirketin muhasebecisinin de … olduğunu, şirket yetkililerince resmiyette müdür olarak kendisinin gösterildiğini ancak herhangi bir müdürlük görevi yapmadığını, 2008 yılına kadar şirkette işçi olarak çalıştığını, 2008 yılında ayağından ameliyat olduğunda da işten ayrılarak memleketi …’a gittiğini, o tarihten sonra bir daha isimlerini saydığı kişilerle görüşmediğini, fatura düzenlemediğini beyan ederek yüklenen suçu kabul etmemesi, dosya içerisinde 2007-2008 ve 2009 takvim yıllarına ait faturaların bulunması, 2010 takvim yılına ait fatura bulunmaması,sahte fatura düzenleme suçunda suçun maddi konusunun fatura olması ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanun’un Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından, hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi için; öncelikle 2010 takvim yılına ait suça konu fatura asıllarından da kanaat oluşturacak sayıda temin edilip dosya arasına konulmasından sonra incelenerek, Kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi,sanığın savunmasında geçen şahısların savunma doğrultusunda ayrıntılı beyanlarına başvurulması, sanık tarafından şirket faaliyetleriyle ilgili beyanname, şirkete ait bir belge düzenleyip düzenlemediği, müdür veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadığının araştırılması,suça konu faturaları kullanan şahıs ve şirket yetkilileri dinlenerek faturaları kimden, hangi ticari ilişkiye dayanarak aldıkları konusunda beyanlarının alınması, gerektiğinde faturalar üzerindeki yazı ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu da aldırıldıktan sonra toplanan tüm delillere göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2-Kabule göre de;
a)Her bir takvim yılı içersinde farklı tarihlerde birden fazla sahte fatura düzenlediği iddia ve kabul olunan sanığın, eylemi zincirleme biçimde işlediği ve cezasının TCK’nun 43. maddesi ile artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b)5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 16.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.