Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/7172 E. 2016/7618 K. 16.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/7172
KARAR NO : 2016/7618
KARAR TARİHİ : 16.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM : 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan: Düşme, 2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçlarından: Mahkumiyet

I- Sanıklar hakkında “2004 takvim yılında sahte fatura kullanma” suçundan verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında 213 sayılı Kanunun 367. maddesine göre dava şartı olan mütalaa alınmadan yargılamaya devam olunarak yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırı ise de zamanaşımının muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen “2004 takvim yılında sahte fatura kullanma” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, en aleyhe kabulle suçun işlendiği 21.01.2005 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, katılan kurum vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
II- Sanık … hakkında “2005-2006 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçundan verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içerisinde örneği bulunan … Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü’nün 11.12.2006 tarih 10182 ve 10183 sayılı mütalaalarının sanık … hakkında olduğu, sanık … hakkında 2005 ve 2006 takvim yılları için düzenlenen ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 367. maddesine göre dava şartı olan Vergi Dairesi Başkanlığı mütalaalarının bulunmadığı gözetilerek, varsa getirtilip dosya içerisine konulmadan, yoksa Vergi Dairesi Başkanlığından mütalaa alınmadan davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,
III- Sanık … hakkında “2005-2006 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçundan verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

1) Sahte fatura kullanma suçunda suçun maddi konusunun fatura olması, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227. maddesinin 3. fıkrasındaki ”Bu Kanuna göre kullanılan veya bu Kanunun Maliye ve Gümrük Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak kullanma mecburiyeti getirilen belgelerin, öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde bu belgeler vergi kanunları bakımından hiç düzenlenmemiş sayılır” şeklindeki düzenlemeye göre de faturaların Vergi Usul Kanununun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerekmesi karşısında, dosya içine faturaların konulmadığı görülmekle, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, suça konu fatura asılları veya onaylı örnekleri temin edilip dosya arasına konulduktan ve incelenerek kanunda öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturma ile yetinilerek mahkumiyet kararı verilmesi,
2) Kabule göre de;
a) Suça konu faturaların katma değer vergisinde kullanıldığı iddiası karşısında son fatura ve beyanname tarihlerine göre 2005 takvim yılı için suç tarihinin 21.01.2006, 2006 takvim yılı için 21.05.2006 olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin 2005-2006 yılları olarak eksik ve hatalı gösterilmesi,
b) Sahte fatura kullanma suçundan dava açılıp hüküm kurulmasına rağmen gerekçeli ve kısa kararda sehven “sahte fatura düzenleme” ibarelerine yer verilerek çelişkiye neden olunması yasaya aykırı,
c) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan kurum vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin bu sebeplerle, sanık … hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin ise sair yönleri incelenmeksizin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.