Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/2529 E. 2016/7564 K. 16.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2529
KARAR NO : 2016/7564
KARAR TARİHİ : 16.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 213 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Beraat

1-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2009 tarihli iddianamesi ile sanıkların yönetim kurulu üyesi oldukları … Tekstil Konfeksiyon A.Ş.’nin şirketi devraldıkları 22.06.2004 tarihinden itibaren gerçek bir ticari faaliyeti olmadığı halde sahte fatura düzenledikleri iddiası ile açılan davada, vergi inceleme ve tekniği raporlarında açıklandığı üzere, sanıkların şirketin ortağı oldukları ve yönetim kurulu başkan ve üyeliğine seçildikleri, hisseleri devraldıkları tarihten itibaren ticari faaliyet olmadan fatura düzenledikleri, şirketin yönetim kuruluna seçildikten hemen sonra yüksek matrahlı KDV beyannameleri verildiği, yapılan yoklamalarda adreste bulunmadığı, düzenlenen faturaların sahte olduğunun tespit edildiğinin anlaşılması, sanıkların ise bahse konu şirkete ortak olmadıkları, iş vaadiyle kandırıldıkları, şirket ile herhangi bir ilgileri bulunmadıklarını savunmaları karşısında; gerçeğin ve sahte fatura düzenleme eylemine sanıkların iştirak edip etmediklerinin belirlenmesi bakımından, sanıkların haklarında sahte fatura düzenlemekten vergi tekniği raporu düzenlenen başka şirketlere de ortak ve yönetim kurulu başkan veya üyesi oldukları hususları da gözetilerek, sanıklar tarafından şirket faaliyetleriyle ilgili beyanname, fatura, şirkete ait bir belge düzenleyip düzenlemedikleri, yönetim kurulu başkan ve üye veya ortak sıfatıyla şirketten bir maaş ya da pay alıp almadıkları araştırılıp, hisse devri ile yönetim kurulu başkan ve üyeliğe seçilmeye dair yönetim kurulu kararındaki imzaların sanıklara ait olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla saptanıp, genel kurul ve yönetim kurulu tutanakları ile şirket ana sözleşmesi getirtilip incelenerek, suç tarihinde şirketi idare ve temsil yetkisinin kim ya da kimlere ait olduğunun, suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı ile temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar da dikkate alınarak belirlenmesinden sonra, sahte olduğu iddia olunan faturaları kullanan kişi veya şirketler hakkında karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı araştırılıp, yapılmış ise haklarında düzenlenen vergi inceleme ve sair raporların onaylı suretleri getirtilerek incelenmesi, kamu davası açılıp açılmadığının sorulması, açıldığının tespiti halinde dava dosyasına intikali sağlanarak ayrıntılı özetinin tutanağa geçirilmesi ve bu davayı ilgilendiren bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin alınarak dosyaya konulması, gerektiğinde faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişiler dinlenerek sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıkları ve sanıkları tanıyıp tanımadıkları saptanıp toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sahte fatura düzenlemek suçunun oluşabilmesi için sahte faturaların 213 sayılı VUK’nun 230. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşıması gerektiği aksi takdirde ilgili Kanunun 227/3. maddesine göre hiç düzenlenmemiş sayılacağı ve sanıkların düzenlediği iddia olunan faturaların asılları veya onaylı örneklerinin dosya içerisinde bulunmaması karşısında; sahte fatura düzenleme suçunda suç tarihinin düzenlenen son fatura tarihi olduğu cihetle, 2005 takvim yılında düzenlendiği iddia olunan sahte faturanın dava zamanaşımı yönünden önemli olduğu da nazara alınarak gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde belirlenebilmesi bakımından, anılan yıllara ait fatura ayrıntılarının vergi dairesinden sorularak her takvim yılı için kanaat oluşturacak sayıda fatura aslı ya da onaylı suretinin temin edilip dosya arasına konulmasından sonra, yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediği incelenerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Sahte fatura düzenleme suçlarında her takvim yılında işlenen suçların birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılı içerisinde farklı aylarda/zamanlarda düzenlenen sahte fatura eylemlerinin bir bütün halinde zincirleme sahte fatura düzenleme suçunu oluşturacağı, suç tarihinin de son faturanın düzenlendiği tarihe göre belirleneceği cihetle; somut olayda sanıklar hakkında, “2004-2005-2006-2007-2008-2009 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” suçlarından kamu davası açıldığı, her takvim yılındaki eylemlerin ayrı ayrı suçları oluşturduğu gözetilmeden, tek hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.