Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/9898 E. 2016/7666 K. 21.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9898
KARAR NO : 2016/7666
KARAR TARİHİ : 21.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 6-80/98 sayılı kararında açıklandığı ve Dairemizin benzer birçok kararında vurgulandığı üzere, belgede sahtecilik suçlarında kast, zarar vermek bilinci ve iradesi olarak kabul edilmektedir. Mağdurun önceden verdiği rıza üzerine onun imzasını taklit ederek kullanan failde mağdura zarar vermek bilinci bulunmayacağından sahtecilik kastının varlığı ileri sürülemez. Ancak doğal olarak rıza üzerine başkasının imzasını taklit eden failin, mağdura herhangi bir zarar vermeyeceği kanısı ile hareket ettiği sabit olmalıdır. Mağdurun rızasının kastı ortadan kaldırabilmesi için fiilin işlenmesinden önce açıklanması zorunludur. Mağdurun rızası açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının imzasını atan kimsede sahtecilik kastının varlığı kabul olunamaz. Bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; sanık …’nın suça konu çeki keşide ettiği tarih olan 10/09/2006 tarihinde … İletişim Ltd. Şti. isimli şirketi temsil yetkisi bulunmamasına rağmen, çek keşide ederek resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın savunmasında, katılan şirketten 2006 yılı Mayıs ayında toplam 13.650 TL bedelli parke alımı yaptığını ve 4 aya eşit bölerek çek verdiğini, 2006 yılının Temmuz ayında şirket ortaklığından ayrıldığını, katılan şirket yetkilisi Kerem Billur’un da vadeli satış yaptıklarını, çeki ne zaman aldığını hatırlamadığını, ancak keşide tarihinden önce almış olmaları gerektiğini beyan etmesi karşısında, …Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 03/02/2009 tarihli yazısı ve ekindeki belgelerden sanığın şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı anlaşılsa da, suça konu çekin sahibi ve sanığın eski ortağı olduğu … İletişim Ltd. Şti. şirketi yetkililerine sanığın suç tarihi öncesinde de bu şekilde çek keşide etmesi hususunda bilgi ve rızalarının olup olmadığının sorulması ve sanığın suç kastının olup olmadığının belirlenmesi ile sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Katılan şirket yetkilisi Kerem Billur’un çek bedelinin sanığın ağabeyi tarafından kendilerine ödendiği yönündeki 08/11/2013 tarihli beyanı ve bu hususu doğrulayan tanık ifadeleri bulunmasına rağmen, sanık hakkında suçtan kaynaklanan zararın giderilmediğinden bahisle CMK’nun 231. maddesinin uygulanma talebinin reddine karar verilmesi,
b) Kazanılmış hakka konu olmayan ve hakkındaki uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası gereğince aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı hak yoksunluklarına hükmedilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 21.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.