YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12992
KARAR NO : 2016/18304
KARAR TARİHİ : 26.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılan …’nin hükmü temyiz ettikten sonra 03.08.2015 tarihinde öldüğünün anlaşılması nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 243. maddesi uyarınca katılmanın hükümsüz kalacağı gözetilerek, Dairemizin 18.04.2016 tarih, 2015/30074 Esas – 2016/9678 karar sayılı ilamı ile katılanın mirasçılarına hükmü temyiz etme imkanı tanınması için gerekçeli karar tebliğine karar verildiği, mahkemece gerekçeli kararın katılanın mirasçılarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen katılanın mirasçılarının süresi içerisinde temyiz isteminde bulunmadıkları ve kamu davasına katılma yönünde iradelerini ortaya koymadıkları anlaşılmakla, vekalet ilişkisinin de ölümle sona ereceği dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz istemi inceleme dışı tutularak, sanığın temyiz istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Katılanın adli raporunda vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (4.) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/6)oranında artırım yapılması suretiyle eksik ceza tayini; yine her ne kadar iddianamenin sevk maddeleri arasında TCK’nin 86/3-e maddesi gösterilmemiş ise de; anlatım kısmında sanığın üzerine atılı suçu bıçakla işlediğinin belirtildiği, katılanın aşamalarda alınan beyanlarında sanığın elini kestiğini iddia ettiği ve katılana ait adli raporda elinde kesi olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması, aleyhe temyiz olmadığından; sanık hakkında hüküm kurulurken TCK’nin 52/4 maddesinin uygulama maddesi olarak gösterilmemesi, mahallinde giderilmesi mümkün eksiklik olarak kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, verilen adli para cezasının ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi gereğince, hükmün TCK’nin 52/4. maddesinin uygulandığı fıkrasından “ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin” ibaresinin çıkartılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.