Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/19369 E. 2016/13112 K. 22.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19369
KARAR NO : 2016/13112
KARAR TARİHİ : 22.11.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı tarafça istenilmekle, daha önceden belirlenen 22.11.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan davacılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14:00′ e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde; müvekkillerinin, dava dışı yüklenici tarafından inşa edilecek binadan, arsa sahibi olan davalılara düşecek daireyi 20.01.2009 tarihli sözleşme ile satın aldığını, satış bedelinin 200.000 karşılığı 323.000 TL olduğunu, bu paranın 224.460 TL’sinin davalıların ortağı ve yöneticisi olduğu … Giyim A.Ş.’nin, davacıların ortağı ve yöneticisi olduğu … Mobilya Dekorasyon Limited Şirketine olan borcuna mahsup edildiğini, sözleşmenin 3.4 nolu maddesiyle bu duruma ilişkin olarak davacılar tarafından ibraname verildiğini, bakiye 98.000 TL’nin ise çekle ödendiğini, ancak dava dışı yüklenicinin iflas etmesi nedeniyle sözleşmenin ifa imkanının kalmadığını ileri sürerek; 322.460 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; satım sözleşmesinin resmi şekilde yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu, davacıların geçersiz sözleşmeye istinaden müvekkillerinden talep edebilecekleri miktarın da, davacıların ödemeyi taahhüt ettikleri 98.000 TL yerine ödedikleri 83.000 TL ile sınırlı olduğunu, … Giyim A.Ş.’nin davacılara olan 224.460.TL tutarındaki borcunun davalılardan istenemeyeceğini, geçersiz sözleşmenin 5.3. maddesinde davacıların sadece ödedikleri miktarla sınırlı olarak talepte bulunabileceklerinin düzenlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; sözleşmeye konu bağımsız bölümün satış bedelinin sözleşme tarihi itibariyle 200.000 karşılığı 323.000 TL olduğu, bunun 224.460 TL’sinin davalıların ortağı oldukları şirketin borcuna mahsup edilmek suretiyle, kalan 98.000 TL’nin ise iki adet çek verilmek suretiyle ödendiği, ancak çeklere ilişkin ödemelerde yaşanan aksaklık nedeniyle bakiye ödemenin 83.000 TL olarak ifa edildiği, geçersiz sözleşmelere hakim olan “herkes verdiğinin iadesini isteyebilir” ilkesi gereğince davacıların ödedikleri (tahsilinden vazgeçilen şirketlerine ait senetler ve cari hesap toplamı) 224.460 TL alacak ile nakten ödenen 83.000 TL’nin toplamını talep edebilecekleri gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 307.460,51 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında haricen düzenlenen taşınmaz satış sözleşmesinde satım bedelinin 323.000 TL olarak kararlaştırıldığı, bu nedenle davacılar (alıcı) tarafından davalılara (satıcı) 83.000 TL ödendiği, ayrıca davacıların ortağı ve yöneticisi olduğu … Mobilya Dekorasyon Limited Şirketinin davalıların ortağı olduğu … Giyim A.Ş. den (186.356 TL tutarındaki bonoya dayalı alacak ve 38.104 TL tutarındaki cari hesap alacak) olan 224.460 TL alacağının satım bedelinden mahsubuna karar verildiği, bu bağlamda davacıların ortağı bulundukları şirketin alacağı nedeniyle davalıların ortağı bulunduğu şirketi ibra ettiği hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, yukarıda açıklandığı üzere satım bedeline dahil olan 224.460 TL’nin, davacılar tarafından davalılardan talep edip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK’nun 173 ila 181. maddelerinde borcun nakli müessesesi düzenlenmiştir. Borcun nakli müessesini, borcun iç yüklenilmesi ve borcun dış yüklenilmesi olarak ikiye ayırmak gerekir.
BK’nun 173.maddesine göre; borç ilişkileri dışında olan üçüncü kişi, borçluya karşı borcu üzerine alma ve borçluya borçtan kurtarma yükümlülüğü altına girer. Üçüncü kişi ile borçlu arasındaki bu ilişki alacaklıyı etkilemez. Borcun iç yüklenilmesi adını alan bu ilişki, borçlu ile üçüncü kişi arasında sonuç doğurur. Üçüncü kişi borcu eda etmezse, borçlu borcu bizzat ifa etmekle yükümlüdür.
Borcun dış yüklenilmesi ise, aynı Kanun’un 174.maddesinde düzenlenmiş olup, alacaklı ile borcu nakil alan üçüncü kişi arasındaki sözleşmeyi ifade etmektedir. Borcun dış yüklenilmesinin gerçekleşmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi yeterli olup, geçerliliği için herhangi bir şekil şartına gerek yoktur. Şu halde, borcu nakil alan üçüncü kişinin icabının alacaklı tarafından kabul edilmesiyle borcun nakli sözleşmesi kurulur. Alacaklının kabulü açıkça olabileceği gibi zımni de olabilir.
Borcun yüklenilmesi, borç ilişkisinde taraf değişimine yol açan hukuksal bir kurumdur. Borcun yüklenilmesinde, borç ilişkisinin konusu değişmediği halde, taraflarında bir değişim meydana gelmektedir. Borcu üstlenen kişi, alacaklı ile borcun dış yüklenmesini yaptığı anda, artık asıl borçlu borçtan kurtulur, onun yerini borcu yüklenen kişi alır. Buna göre, borcu üstlenen kişi borçluya karşı borcun iç yüklenilmesi anlaşmasından doğan edimini, alacaklı ile borcun dış yüklenilmesi anlaşmasını yaptığı anda ifa etmiş olur. Bu itibarla, borcun dış yüklenilmesi sözleşmesinin kurulmasından sonra alacaklı alacağını ancak, borcu yüklenen üçüncü kişiden isteyebilir, borcu nakleden asıl borçludan isteyemez.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalıların, ortağı bulundukları şirketin borcu nedeniyle kendi malvarlıklarına dahil olacak olan satım bedelinden feragat ettikleri, dolayısıyla ortağı bulundukları şirketin borcunu yüklendikleri sabittir. Ne var ki, davalıların iç yüklenme nedeniyle (yeni borçlu olarak) borç altına girebilmesi için, borcun dış yüklenilmesinin de gerçekleşmesi, eş söyleyişle borcun iç yüklenilmesinin alacaklı tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir.
Buna göre, mahkemece; davacıların ortağı bulunduğu alacaklı şirketin borcun üstlenilmesini kabul edip etmediği veyahut alacaklı şirketin bu alacağını ortağı bulunan davacılara temlik edip etmediği hususlarının araştırılması ve ulaşılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu yön değerlendirilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalılar yararına BOZULMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalılar için takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.