YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/19694
KARAR NO : 2016/13103
KARAR TARİHİ : 22.11.2016
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmün duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 22/11/2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Karşı taraf davacı vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davacı firmanın …’ da faaliyette bulunan gıda ürünleri alanında faaliyet gösteren bir ticaret şirketi olduğunu, davalının ise ‘ de demir çelik ticareti ile iştigal eden bir firma olduğunu, 20/06/2013 tarihinde davalının hesabına kendi hesaplarından 90.865,00 transfer edildiğini, oysa bu paranın asıl muhatabının dava dışı … Endüstri ve Ticaret Anonim Şirketi olup, bedelin bu firmadan almış oldukları gıda ürününe (buğday unu) ilişkin olduğunu, davalıya hataen ödenen tutarın davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını ileri sürerek 90.865,00 Amerikan Dolarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki … Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davaya süresinde cevap vermemiş, daha sonraki beyanlarında ise ödemenin geçerli olduğunu belirterek bir kısım evraklar sunmuş ve davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190
Havale, bir borç ödeme vasıtasıdır. (TBK 555 m.;BK 457 m.) Havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havale eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (HGK 09.06.2004 tarih, 2004/4–362 E.; 2004/347 K.)
Banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olayı irdelediğimizde; davaya konu havalelerde davacının davalıya gönderdiği paraları niçin gönderdiği konusunda bir açıklık bulunmadığından, davacı yasal karine karşısında iddiasını ispatla yükümlüdür. Davacının, dava dosyasına sunduğu deliller iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir. O halde, mahkemece; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.