Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/12931 E. 2016/13098 K. 05.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12931
KARAR NO : 2016/13098
KARAR TARİHİ : 05.10.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı alacaklı vekili, müvekkilinin, borçlu ….. A.Ş.’den alacağını tahsil edebilmek için 24.12.2013 tarihinde borçlunun adresine hacze gidildiğini, haciz mahallinde bulunan davalı şirket müdürünün adreste davalı şirketin faaliyette bulunduğunu, şirketin borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığını beyan ederek istihkak iddiasında bulunduğunu, haciz sırasında yapılan evrak incelemesinde borçlu şirkete ait fiyat listesi, 2013 yazılı bir klasör, 24.12.2013 tarihli 397015 ve 397022 seri nolu irsaliye faturaları ile hiç kullanılmamış boş irsaliye fatura koçanlarının bulunduğunu, bunun üzerine haciz uygulandığını ve davaya konu mahcuzların yediemin olarak davalı şirket müdürüne teslim edildiğini, yapılan haciz sırasındaki beyanlardan ve bulunan belgelerden borçlu şirketin muvazaalı işlemle mal kaçırmaya çalıştığının anlaşıldığını iddia ederek davanın kabulü ile davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davacı tarafça hacze gelinen adresteki taşınmazı müvekkilinin borçlu …. A.Ş.’den 16.12.2013 tarihinde kiraladığını, haciz sırasında adreste müvekkiline ait malların bulunduğu yazıhane kısmına gelindiğini ve burada bulunan bir takım büro eşyaları üzerine haciz konulmak istendiğini, bunun üzerine sadece bu mallar hakkında müvekkili tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, bu iddiaları üzerine istihkak iddiasında bulundukları malların haczedilmediğini, haciz zaptında belirtilen bilgisayar, fotokopi makinaları ve cam işleme makinası hakkında müvekkilinin istihkak talep etmediğini, aksine bu malların borçluya ait olduğunu beyan ettiğini, sadece bu malların kendine yediemin olarak bırakılan kişi tarafından borçlu şirket lehine vermiş olduğu kredinin teminatı olarak konulan 10.000.000 TL tutarındaki ipotek akit tablosunda teferruat olarak kaydedildiğinin beyan edildiğini, bu beyanın istihkak iddiası olmadığını, müvekkilinin davacı tarafça haczedilen malların kendisine ait olduğu gibi bir beyanda bulunmadığını, bu nedenle müvekkili aleyhine istihkak davası açılamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı alacaklının başlattığı takipte borçlunun adresinde yapılan haciz sırasında davalı şirket müdürünün haciz uygulanan adresin davalı şirkete ait olduğunu, bu adresle borçlu şirketin ilgisinin bulunmadığını beyan ederek açıkça istihkak iddiasında bulunduğu, ayrıca mahcuzların ….Bank lehine verilen ipotek kapsamında olduğunun iddia edildiği, bu dava açıldıktan sonra davalı vekilinin müvekkilinin istihkak iddiasında bulunmadığı, büro malzemeleri haczedilecekken istihkak iddiasında bulunulduğu, ancak istihkak iddiaları üzerine bunların haczinden vazgeçildiğini ileri sürdüğü, oysa haciz tutanağında davalı vekilinin iddiasını doğrular nitelikte yalnızca büro malzemeleri yönünden istihkak iddiasında bulunulduğuna dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, İİK 8.madde gereğince haciz tutanağının aksinin dosyada ispatlanamadığı, davalı şirket müdürünün açıkça adresin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek haciz mahallindeki eşyaların davalı şirkete ait olduğunu beyan ettiği, yargılama aşamasında davalının mahcuzlar hakkında mülkiyet iddiasında bulunmadığı, davalının haczedilmezlik şikayetini İİK 83/c maddesi gereğince şikayet yolu ile icra mahkemesinde ileri sürmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının …. 14.İcra Müdürlüğü’nün 2013/20472 Esas sayılı dosyasından 24/12/2013 tarihinde haczedilen mahcuzlar üzerindeki istihkak iddiasının reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” talebiyle açılmıştır.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- 6100 sayılı HMK’nun 312/2 maddesinde “davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.”
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesinde “davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.”
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesinde de;” anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına, hükmolunur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda; dava konusu 24.12.2013 tarihli haciz tutanağının incelenmesinden, davalı şirket müdürünün “söz konusu borcu kabul etmiyoruz, istihkak iddiasında bulunuyoruz,söz konusu borç ile bizim bir ilgimiz yoktur” biçiminde beyanda bulunmuş olduğu görülmekle bu doğrultuda, davalı şirketin istihkak iddiasında bulunduğu ortadadır. Ancak, yargılama dosyasına duruşma yapılmadan önce, 21.01.2014 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinde dava konusu menkullerle ilgili istihkak iddialarının olmadığını beyan etmiştir. Bu sebeple, yukarıda anılan hükümler doğrultusunda davalının karar ve ilam harcının 1/3’ünden, vekalet ücretinin de yarısından sorumlu tutulması gerekir. Mahkemece bu durum gözetilmeden harç ve vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “ Alınması gerekli olan 5.712,83 TL nispi harçtan peşin alınan 1.428,25 TL’nın nispi harcın mahsubu ile bakiye 4.284,58 TL harcın davalıdan …. yararına tahsiline,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “Alınması gerekli olan 5.712,83 TL nispi harcın 1/3’ü olan 1.904, 27 TL’ndan peşin alınan 1.428,25 TL’nin mahsubu ile bakiye 476,02 TL harcın 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca davalıdan tahsiline,” ibaresinin yazılmasına, kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 9.090,48 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 6. maddesi uyarınca hesaplanan 4545,24 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.429,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.