YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/16076
KARAR NO : 2016/18201
KARAR TARİHİ : 26.10.2016
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyete, temyiz isteminin reddine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Dairemizin 30.11.2011 tarih ve 2011/27911 esas – 2011/20064 karar sayılı sanığın temyiz isteminin reddine dair kararın onanması kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2016 tarih ve 2016/243275 sayılı itiraznamesi ile; Gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı adresin sanığın duruşamada bildirdiği adresle ortak yanları olmasına rağmen aynı adres olmadıkları, tebellüğ eden …’nın sanıkla aynı adreste mukim olmadığı, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu görüşüyle Dairemizin 30.11.2011 tarih ve 2011/27911 esas – 2011/20064 karar sayılı kararının ve …. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21.08.2009 gün ve 2008/86 esas-2009/278 karar sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararının kaldırılarak,… Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.02.2009 gün ve 2008/86 esas-2009/278 karar sayılı kararına yönelik temyiz istemi yönünden işin esasına girilerek hükmün onanması talebiyle, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı Kanunun 101. maddesi gereğince dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 30.11.2011 tarih ve 2011/27911 esas – 2011/20064 karar sayılı sanığın temyiz isteminin reddine dair kararın onanması kararının KALDIRILMASINA,
Hükmün sanığın yokluğunda tefhim edildiği, gerekçeli kararın ise sanığın 29.07.2008 tarihli celsede bildirdiği “…” adresi yerine “….’ya ait müstakil ev …” adresine tebliğe çıkarıldığı ve “muhatap işte olduğundan adreste mukim … imzasına” şerhi ile …’ya 01.06.2009 tarihinde tebliğ edildiği, gerekçeli kararın sanığın bildirdiği adres yerine farklı bir adrese çıkarılması ve sanığın gerekçeli kararı tebellüğ eden … isimli şahısla aynı adreste mukim olmadığını bildirmesi nedeniyle gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğu ve sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek, temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 21.08.2009 tarihli ek karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede;
Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilirken, 5237 sayılı TCK’nin 53/1-c maddesinde belirtilen hakları kendi altsoyu üzerinde koşullu salıverilme tarihine kadar, kendi altsoyu dışındakiler bakımından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmemiş ise de, bu husus Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas- 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile oluşan yeni hukuki durum da gözetilerek infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik ve Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesinin 4,5 ve 6. fıkralarına göre, denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevinin, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olduğu gözetilmeden, mahkûmiyet hükmünde, mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik süresinin de belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasının sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmındaki “…bir yıl süreyle…” ibaresinin karar metninden çıkarılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.