Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2016/10503 E. 2016/7822 K. 24.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10503
KARAR NO : 2016/7822
KARAR TARİHİ : 24.11.2016

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 gün, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK.nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesi uyarınca; “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olduğu da gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda; 09.06.2011 tarihli iddianamede sanıkların boş olarak ele geçirdikleri çeki 15/11/2010 keşide tarihli ve 15000 TL bedelli olarak doldurup imzaladıktan sonra …’e verdikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, sanık … aşamalarda suçlamayı kabul etmeyerek suça konu çekle bir ilgisinin bulunmadığını, sanık …’ın aşamalarda, suça konu çeki kendisine sanık …’in verdiğini, kendisinin de ciro ettıiğini savunması, tanık …’ın duruşmada, sanıkların ortak olduğu şirkete sattığı mal karşılığında suça konu çeki sanık …’ın kendisine verdiğini beyan etmesi, UYAP sorgulamasında sanık … hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2010/50768 soruşturma numarasıyla 30/11/2010 keşide tarihli ve 15000 TL bedelli olarak doldurup şikayetçi …’nin imzasını taklit etmek suretiyle imzaladıktan sonra ciro yoluyla şikayetçi …’e verdiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılıktan kamu davasının açıldığının anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, sanık …’ın fiillerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi ve mükerrer yargılama yapılmaması açısından sanıklar hakkında benzer eylemlerden dolayı resmi belgede sahtecilik suçundan başka dava açılmış olup olmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek özetlerinin duruşma tutanağına geçirilmesi, birleştirme olanağının bulunmaması durumunda bu davayı ilgilendiren ve sahteliği belirleyen delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, kesinleşen hükümler var ise tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği dikkate alınmadan ve sanık …’in mahkumiyetine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu gösterilmeden eksik inceleme ve değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.