Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2015/5513 E. 2016/7786 K. 23.11.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5513
KARAR NO : 2016/7786
KARAR TARİHİ : 23.11.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1) … Mağazacılık…şirketinin sahibi ve yetkilisi olan sanığın müşteki adına sahte GSM abonelik sözleşmeleri düzenleyerek özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında; sanığın suça konu 0 545 609 57 43-44-45-46-47-48-49-50-51-52 numaralı 10 adet hatta ilişkin sözleşmelerin alt bayi olan …İletişim tarafından düzenlendiğini savunduğu, …İletişim yetkilisi olan …’ın sanığın şirketine hitaben yazıp “N30 …bayi kodu ile alt bayi olarak çalışmak istediğini” bildiren dilekçesinin 01.10.2007 tarihli olmasına rağmen suça konu sözleşmelerin bu tarihten daha önce 22.08.2007 tarihinde düzenlendiği, dosyada asılları bulunan sözleşmelerde sadece … Mağazacılık…şirketinin kaşesinin bulunduğu, N30 …kodunun veya …İletişim kaşesinin yer almadığı, S32 … bayi kodu olmakla birlikte bu kodun sanığa ait şirkete mi yoksa başka bir alt bayiye mi ait olduğunun dosya kapsamından anlaşılamadığı, sanık yönünden yazı ve imza incelemesi yapılmadığı görülmekle, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından sahte nüfus cüzdanı kullanılıp kullanılmadığının tespiti için suça konu abonelik sözleşmeleri ekindeki kimlik örneklerinin duruşmaya getirtilip fotoğrafların katılana ait olup olmadığı yönünden incelenmesi, … Telekomünikasyon A.Ş.’den suça konu sözleşmelerin hangi ana veya alt bayide düzenlendiğinin kesin olarak tespitinin mümkün bulunup bulunmadığı, S32 … bayi kodunun hangi şirkete ait olduğu hususunun sorulması, S32 … bayi koduna sahip şirket ile tespiti halinde sözleşmeleri düzenleyen şirketin suç tarihindeki yetkililerinin sanığın savunması …ltusunda ifadelerine başvurulması, bu kişiler ve sanık yönünden suç tarihinden önceki resmi kurumlardan temin edilecek imza ve yazı örnekleri getirtilip, huzurda alınan yazı ve imza örnekleri ile birlikte GSM abonelik sözleşmeleri üzerindeki yazı ve imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, suça konu hatları kullandığı tespit edilip dosyada isimleri yer alan kişilerin tanık sıfatıyla celbedilerek sözleşmelerin ne şekilde yapıldığının araştırılması sonrasında toplanan tüm delillere göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi, suçun sübutu halinde hükümden sonra 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükmü karşısında, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, sanığa önödeme önerisinde bulunulması suretiyle hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
2) Kabule göre de;
a) 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında, aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, ancak belge sayısının TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın tayininde nazara alınması gerektiğinden, katılan adına aynı tarihte 10 adet sahte abonelik sözleşmesi düzenlenmesi eyleminde zincirleme suç hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeden, TCK’nun 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini yasaya aykırı,
b) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından uygulanamayacağı, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.