Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/10835 E. 2016/12152 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10835
KARAR NO : 2016/12152
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki eşya alacağı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların … 1.Aile Mahkemesinin 2010/600 E- 2011/953 K.sayılı kararı ile boşandıklarını, davacının koca evinden terliği ile kaçarak ailesinin evine sığındığını, bu nedenle kendisine ait özel eşyaları ile, düğünde takılan tüm ziynetleri davalı kocada kaldığını iddia ederek, davalı da kalan 30 bilezik, 64 çeyrek, 56 yarım, 2 reşat, 1 set, gerdan, bileklik, küpe, yüzük karşılığı 80.620 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının evi kendi rızası ile terk ettiğini ve giderken de kişisel eşyaları ve ziynet eşyalarını yanında götürdüğünü, düğünde talep edildiği kadar altın takılmadığını, takılan altınların bir kısmını evlilik tarihinden üç beş ay sonra davacının bozdurarak kendi adına açtığı banka hesabına yatırdığını, kalanını da evi terk ederken yanında götürdüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının ziynet eşyalarının davalı tarafından bozdurularak harcandığı, müşterek haneyi terk ederken de olmayan ziynet eşyalarını yanında götüremeyeceği kabul edilerek bilirkişinin hazırladığı rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne, 19.725 TL ziynet eşyası bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Davacı kadın dava konusu edilen ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı koca ise kadın tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden yanında götürmesi gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Aksini ispat yükü davacı kadındadır.
Somut olayda; davacı kadın evden hiçbir eşyasını alamadan ayrılmak zorunda kaldığını, düğünde takılan ziynetlerin müşterek hanede, davalının tasarrufunda kaldığını iddia etmiş, iddiasının ispatı yönünden dinlettiği tanık beyanları ile de evden hiçbir eşyasını alamadan ailesine sığındığını ispat etmiş ise de davalı düğünde takılan bir kısım ziynetlerin davacı kadın tarafından düğünden sonra bozdurularak kendi adına açtığı banka hesabına yatırıldığını iddia etmiş, mahkemece bankalara yazılan müzekkerelere dava dışı … Bankası tarafından gönderilen yazı cevabında; davacı kadın adına 26.07.2007 tarihinde 8.955,17 TL ile hesap açıldığı, davacı kadının gelen yazı cevabında belirtilen miktarda paraya ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadığı anlaşılmıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; tarafların düğün tarihleri olan 13.06.2007 tarihinden yaklaşık 1,5 ay sonra açılan hesaba ilişkin gerekirse davacı kadın isticvap yapılarak beyanı alındıktan sonra yapılacak yargılama sonucu oluşacak netice ile karar verilmesi olmalıdır. Anılan bu hususa dikkat edilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yukarıdaki gibi karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.